Ama bazı aptal politikacılar dinlemiyorlar. Üstelik onlara aptal dersen hapsi boyluyorsun, cezalandırılıyorsun; hakkında yalan yanlış suçlamalar yapılıyor. Ama ben onlara başka ne denir bilmiyorum. Aptal kendileri için sarfedilecek en kibar ve medeni sözcük gibi geliyor bana. Onu hak etmiyorlar; daha kötü şeylere layıklar.
Eğer ağaç taşlık bir yerde ekilmişse ve bu taşlar onu öldürüyorsa, o zaman yerini değiştirmekte yarar var. Aynı yerde kalsın diye ısrarcı olma. Yaşama sadık kal - ağacı kaldır, çünkü o artık yaşama karşı geliyor.
Bir aşk bittiği zaman onun yalan olduğunu düşünmeye başlarsın - o nedenle bitmiştir. Hayır, bu şart değil - hiç şart değil. İçinde belki bir gerçek pırıltısı vardı, ama bu gerçeği koruyup tutamadın, karşındaki de öyle. Onu öldürdün. O oradaydı ve sen onu öldürdün. Aşk yaşamaya elverişli değildin. Aşka ihtiyacın vardı, ama yaşayacak kapasiten yoktu. Böylece bir kadına ya da adama rastlarsın; her şey gayet iyi gider, pürüzsüz ve çok güzel gider - başta. İşler rayına oturduğu anda her şey tatsızlaşır. Ne kadar kurulu düzene geçersen o kadar sorun çıkar. Bu aşkı öldürür.
Kimseye ihtiyacın olmadığında, kendi kendine yettiğinde, yalnızken gayet mutlu ve mesut olduğunda, işte o zaman aşk mümkündür. Ama o zaman da karşındakinin aşkının gerçek olup olmadığını bilemezsin- sadece tek bir şeyden emin olabilirsin: kendi aşkının gerçekliğinden. Diğeri hakkında nasıl emin olabilirsin ki? Ama zaten buna gerek yoktur.
Diğerinin aşkının gerçek olup olmadığı konusundaki bu bitmez tükenmez endişe bir şeye işaret ediyor: kendi aşkının gerçek olmadığına. Yoksa, kimin umrunda olurdu? Ne diye buna kafa yorarsın? Sürdüğü sürece keyfini çıkar, beraber olabiliyorken ol! Bu bir masal, ama masallara ihtiyacın var.