Oyun terapisi iyi bir büyüme zeminidir. En önemli figürün çocuk olduğu, oyunu ve davranışlarını kendisinin yönlendirdiği bu güvenli alanda kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez, tavsiyede bulunmaz onu azarlamaz, onun mahremiyetini ihlal etmez. Çocuk burada kanatlarını açabileceğini hisseder; tam olarak kabul gördüğü için kendisine doğrudan bakabilir. Fikirlerini hayata geçirebilir.
Birdenbire bu müdahale ortadan kalkmıştır ve çocuk artık ufkunda kendisinden daha fazla yer kaplayan birilerinin gölgesinde yaşamak zorunda değildir.
Artık güneşe çıkmıştır ve etrafındaki tek gölge kendisininkidir.
Doktor yüzünü buruşturarak bir reçete yazdı. Bunu anneye uzatırken, iğneli bir şekilde ekledi, "Onun bir sakinleştiriciden çok, bir yuvaya ve anlayışlı ebeveynlere ihtiyacı var."
Oyun terapisi, çocuğa korku, nefret, yalnızlık gibi duygularını başarısızlık ve yetersizlik hislerini ve diğer sorunlarını "oynayarak sergilemesi" için verilen, yaşamsal bir fırsattır.