Herkes kitaplardan bahsetmiş, ben size biraz yazarından bahsetmek istiyorum. Lütfen sonuna kadar okuyun.
Senelerce çevremin baskısından dolayı bu kitap serisi kadar yazarından da nefret etmiştim. Kitaplarını okumamıştım, yazarını hiç görmemiş konuşmamıştım ama güvendiğim insanlar sevmiyorsa bir bildikleri vardır diye düşünüp bende bir çok sosyal medyada yazar ve kitapla ilgili kötü söylemlerde bulunmuştum.
Geçen sene sevdiğim birkaç yazarı görmek için Ankara kitap fuarına katıldım. İmza yerlerini ararken Müptela standını gördüm. Bir kalabalık vardı ki anlatamam. Merakıma yenilip sağından solundan dolaştığımda Tuğçe Aksal'ın imzasının olduğunu fark ettim. İlk anda aklımdaki düşüncelerden dolayı içimde bir nefret, iğrenme duygusu oluştu. Bu kadar insan bu kitap için imza sırasına mı girmiş, bu kadının yüzüne mi bakıyorlar diye kendi kendime söylenirken Yazarın güler yüzü kafamı kurcaladı. Kitap bakma bahanesiyle stant önümde oyalanıp yazarı ve kalabalığı izledim.
Yapmacıklıktan uzak, doğal bir gülümsemesi var öncelikle onu söyleyeyim. O kadar samimiydi ki gelen herkese sıkıca sarılıyordu, seviyordu. Sanki herkesi yıllardır tanıyormuş gibi davranıyordu. Gözü her zaman sıradaki okurlarının üzerindeydi. En ufak bir terslikte anında müdahale ediyordu. Hiçbir soruyu cevapsız bırakmıyordu. Ailesiyle gelen okurların aileleriyle konuşuyor, engelli okurlarının ayağına kadar gidiyor, torununu getiren bir teyzeyi sırada yorulmasın diye kalkıp yerini verdiğini ve elini öptüğünü gördüğüm an ne oluyor dedim yalan yok.
O kadar söylenenler, kitapları, arkadaşlarımın muhabbetleri ve karşımda duran kadın. Tamamen birbirine zıttıydı. Rol mü yapıyor diye merak edip sıraya girdim. O kadar kontrollü ki, sıraya aradan girmeye çalışanları fark edip kibarca uyardı her seferinde. Okurlarına