Bu hayatta aşk kaç defa kapınızı çalar? Peki onu bulduğunuz da kalbiniz delicesine çarparken gözünüz yaş, yasak ve sınır tanır mı? Jordan; büyük hayaller yerine mantıklı istekleri olan, kendi ayakları üzerinde duran 19 yaşında bir genç kız. 80'li yılların müziklerine aşık, kendine has zevkleri olan biri. Erkek arkadaşı Cole ile birlikte yaşayan Jordan, geç saatte çıktığı vardiyasından Cole'un onu almasını bekler ama ne gelen vardır ne de giden. Üstelik telefonlara da cevap vermez. Ve bugün onun doğum günüdür. Cole arayana kadar kendine bir güzellik yapmak isteyen Jordan, sinemaya gider. Sinemada küçük bir talihsizlik onun Pike ile tanışmasına ve kalbinin göğsünden çıkacakmış gibi atmasına sebep olur. Kendinden 19 yaş büyük olan bu dövmeli adam onda sanki yıllardır tanışıp aynı dili konuşuyorlarmış hissi uyandırır. Bu masum film kaçamağı aklını bulandırmışken, film çıkışı gelen bir telefon sonucu Pike ve Jordan bu büyülü rüyadan uyanır. Jordan; Pike'ın oğlunun kız arkadaşıdır... Ve Cole'un sorumsuzlukları yüzünden evsiz kalan ikili, ev işlerinde yardımcı olmak şartı ile Pike'ın evine misafir olurlar... Ateşle, barut aynı evde!!! Bu kitapla ilgili yazmak istediğim o kadar çok şey var ki! Bir yandan da ne yazsam az kalacakmış gibi hissediyorum. Tam bir yasak aşk hikayesi. Ayy arada ki yaş farkı korkunç! Bir de oğlunun sevgilisi mi?... dediğinizi duyar gibiyim... Ama inanın bu durum okurken insanı hiç rahatsız etmiyor. Hatta her şey o kadar olması gerektiği gibiydi ki ne arada ki yaş farkı ne de yasak aşk gözüme battı. O havada uçuşan duygular beni esir alınca gözlerim kör oldu resmen. Cole gereksizine ne oldu derseniz, inanın sorun çıkarmak dışında hiç var olmadı. Onu bu tablodan daha en başta siliyorsunuz, sadece Jordan, Pike ve ikisinin arasındaki elektrik kalıyor.
Doğum Günü KızıPenelope Douglas · Dex Kitap · 20221,108 okunma
Kitabın çok sevdiğim ama sevmediğim noktaları da oldu. Konu olarak çok güzel işlenmiş ama ben kitabın içerisine girerken biraz zorlandım. Bir süre sonra artık kızların kıskançlık girişimleri abartıya kaçtı özellikle Via. O kadar sinsiliği nasıl kimse farketmiyor anlamış değilim.
Olaylar aslında akıcıydı çok fazla şey oldu kitabın içerisinde ama bazı yerler kuşkusuz abartıydı. Ama bu ikinci kitabı merak etmememe engel değil. Ama kitabın verdiği ders ve mesajlar çok güzeldi. Daria’nın gerçekten babasına ve arkadaşlarına hayran kaldım kesinlikle favori karakterim babası oldu.
Daria daha 14 yaşındayken balerin de kendisinden daha iyi olan Via’yı kıskanır ve ona balerin akademisinden gelen mektubu alır aklında ilk önce onu yok etmek yoktur ama bir anda Penn çıkagelir ve o mektubun içerisinden yazılan her şeyden habersiz şekilde Daria’yı üzdüğü İçin o mektubu yırtar. Tek sorun o mektup Penn’ın kardeşi Via’nın geleceği olduğundan habersizdir.
Daria, annesi Via ile daha çok ilgilendiği için aralarındaki ilgiyi kıskanır bu sürekli böyle gider çünkü kendisini hep yetersiz görür. Annesinin istem dışı davranışları da buna tuz biber olur. Via annesinin istediği o kızdır. Ve onları her gün öyle samimi görmek onun hayatını kimsenin farkında olmadan mahvedeceğinden habersizdir.
Via ve Penn ikiz kardeşler. Via evden kaçmak zorunda kalınca Penn onu bulamaz ve dört yıl boyunca onu arar ama sonunda artık onun öldüğünü dahi düşünür kız kardeşinin kabul mektubunu kendi elleriyle yok etmiştir. Bu da onu artık Daria’ya karşı bir düşman yapmıştır. Bunun intikamını alacaktır. Ama beklenmek olaylar yüzünden kendisini artık Daria ile aynı evde yaşarken bulmuştur. Bu da intikam işini kolaylaştıracaktır. Ama kalbine da karşı koyamayacaktır. Daha sonra Daria’nın ailesi Via’yı bulacak ve herkesin
Serseri PrensL. J. Shen · Olimpos Yayınları · 2022608 okunma
Ölümü kadının iki dudağı arasındayken "Yapma," dercesine yalvaran gözlerini üzerinde tuttu. Ağzından çıkacak her kelime adamın ruhuna bağlıydı ve kadın bu bağı temelli kesecekmişçesine gözündeki yaşı sildi, bedenini doğrulttu ve "Keşke..." dedi içtenlikle. Sert duvarlarına ilk darbeleri bu kelimelerdi. "Keşke beni öldürseydin." "Bitti!" dedi. "Bitemez!" dedi direnerek. "Vazgeçtim," derken bir kez sarılsa saatlerce ağlayacak gibiydi. "Ben geçmem!" dedi adam. Sesindeki soğukluk kadının damarlarından tüm kanı çekti ve "Affetmem!" dedi kadın öfkesini kusarcasına. Bembeyaz yüzünün aldığı gergin ifadede süzülen yaşları izlerken gözünü bile kırpmadan "İkna ederim!" dedi kararlılıkla. Ona dokunma girişimi onu tutan görevliler tarafından durdurulunca dişlerini sıktı, alnındaki damar seğirdi. "Ben edemezsem başkalarını sokarım araya..." dedi tok bir sesle. "Sen beni affet diye, seni kim ikna edebilecekse. tüm dünyayı sererim ayaklarına!" "Dünyadaki herkesi bir araya da toplasan..." Yüzündeki kararlılık sesine de yansımış, sesi hiç olmadığı kadar güçlü çıkmıştı. “Yer ile göğü de birleştirsen..." Bu bir vazgeçişti. "İki cihanı bir araya getirsen..." İmkansızlığı nitelendiren sözcükler ruhundaki damarları sızlata sızlata ilerlerken son sözleriyle o bağı bıçak gibi kesti. "Affetmem!"