Bu kısacık kitap toplamda üç öyküden oluşuyor. İlk öykü kitabın ismine de adını veren, tek dünyası kitaplardan oluşan ve de başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen Sahaf Mendel'in ikinci dünya savaşı sırasındaki olaylardan etkilenen hazin yaşamını ele alıyor.
İkinci öykü Görülmeyen Koleksiyon, görme yetisini kaybeden eski bir sanat koleksiyoncusunun, koleksiyonundaki parçalardan kendine kurduğu küçük dünyasını ve eski bir antikacının onu ziyaretini anlatıyor.
Sonuncusu ise Unutulmayacak Bir İnsan ise Stefan Zweig'ın kendi yaşamında önemli bir yer edinen, servet biriktirmek yerine dost biriktirerek geride kendisini güzel anılarla hatırlayan insanlar bırakan Anton'un kısacık öyküsü. Zweig'ın kitabın sonundaki kendi cümleleriyle, 'manevi dünyasını en çok zenginleştiren' bu kişi hakkında yazmazsa vefasızlık edeceğini düşünmesi; onun ne kadar ince ruhlu olduğuna işaret ediyor.
Her öykünün çevirmenin önsözde de bahsettiği gibi ortak bir duygusu var aslında: tutku. Her karakterin yaşamında sıkıca sarıldığı bir tutkusu var. Neden o tutkuya bağlandıklarının sebebi derinlemesine irdelenmez kitapta. Önemli olan yalnızca birşeylerle bağ kurmak ve ona tutunmaktır. Karakterlerin yaşamını unutulmaz ve eşsiz kılan da onların bu tutkusudur.