Aşağıya doğru karanlık insanların saadete doğru gittikleri görülür. Âdem oğlunun Havva kızına en kavuşamadığı yerde kavuşmak istenilen saadete Alageyik Sokağı'ndan girilir. Sonra yine Yüksekkaldırım'a çıkılır. Sol tarafta merdivenli bir yokuş, havagazı fenerleri, üzüntüsüz gözüken dar sokakların hikâyesine yürümek istemezseniz, Yüksekkaldırım'ın tepesinden "Şimdi yâr olmayı istersin ama" şarkısı sizi çeker. Durmazsam/ iki adımla üç adım arasında hangi şarkının söylenildiğini anlamak mümkün değildir: "Mariya Magdalena" mı yoksa, "Olmaz ilaç sine-i şad pareme" mi? Akşamlan da güzeldir Yüksek-kaldırım'ın, ihtiyar Levanten kitapçıları, kitapçılarının camekânları da... "Monte-Cristo" romanının resimli bir sahifesinde "Edmond Dantes" sevgilisine diz çökmüştür. İşte 1834 tarihli bir "Magazine Pittoresque". 244'üncü sahifesi açık, lepiska sakallı Leonardo da Vinci, öteki sahifede, La Cenee isimli meşhur fresque'i altında "La Cenee, fresque detruite de L. V." yazılı. İşte Manon Lesco... Kenarda Stendhal'in "De l'Amour"u... İki adım sonra vücudunun yansı insan, yarısı balık bir orospu seyrederim. Nişancı'da büyük kırmızı ağızlı bir kız güler. Alçıdan bir Napolyon heykeli ile bronz taklidi bir VVagner büyük adamlığın Yüksekkaldırım'da tecellisidirler.