Konuşmak benim için garip, acemice bir şeydi. Ama içimde olup bitenleri anneme anlatmak için sözcüklere ihtiyacım yoktu. Onun neredeyse zihnimi okuduğuna inanıyordum. Aramızda garip, hatta anlaşılmaz bir bağ vardı; bir göz kırpmasıyla diğerimizin ne hissettiğini anlayabiliyorduk. Bir örümceğin kesilmiş iki bacağının, birbirlerinden ayrı olsalar bile ikisinden birinde hayat olduğu sürece hareket edebilmesi gibi bir şeydi bu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Konuşamamak, insanlarla sıradan ilişkiler kurmamda en büyük engel olmuştur. Bana en acı veren engelimdi; çünkü konuşma olmazsa insan kaynolmuş gibidir, milyonaörca şey söylemek isterken bir kelime bile edemez. Yazmam gayet iyiydi, fakat sadece yazılı kelimelerle anlatılamayan, 'hissettirilemeyen' bazı duygular vardır. Yazmak, ölümsüz olabilir ama sesin yaptığı gibi iki insan arasındaki boşluğu kapatan bir köprü kuramaz.
Sonra, bütün bunları yeniden acı acı düşündüğüm o gün birden bir doktor gelmiş ve bana iyileşebileceğimi söylemişti! Birkaç sözcükle bütün hayatımı değiştirmiş, geçmişime bir anlam yüklemiş, geleceğime dair vaatte bulunmuştu. Bir an belirlemişti. Düşüncelerimi ve isteklerimi zapt edeceğim bir şey vermişti bana. Uğruna yaşayacağım, çalışacağım ve mücadele edebileceğim bir şey. Üstelik tam da önümde boş ve anlamsız yıllardan başka bir şeyin olmadığını düşündüğüm bir anda.