Toplum öylesine düzenlenmelidir ki insanın sosyal ve seven doğal
yapısı onun toplumsal varlığından ayrılmasın, onunla bütünleşebilsin.
Eğer bu doğruysa göstermeye çalıştığım gibi insanın varoluş sorununun en sağlıklı ve doyurucu yanıtı sevgidir; dolayısıyla sevginin gelişimine yer vermeyen bir toplum gelecekte insan doğasının bu temel gereksinimini
gözden kaçırdığı için yok olacaktır. Gerçekten de sevgiden söz etmek "boş öğütler vermek" değildir çünkü sevgiden
söz etmek en basitinden en temel ve gerçek gereksinimden söz etmek demektir. Bu gereksinimin karanlıkta kalmış olması, onun var olmadığını göstermez.
Sevginin doğasını ayrıştırmak, onun günümüzdeki eksikliğini görmeyi ve bu eksikliğin toplumsal nedenlerini araştırmayı gerektirir.
Sevginin yalnızca ayrıcalıklı bireysel değil de sosyal bir olgu olarak gerçekleşebilirliğine inanmak, insanın doğasına bilerek temellendirilmiş ussal bir inançtır .
Çağdaş insan işlerini hızla
yapmazsa bir şey -zaman- yitirdiği kanısındadır fakat kazandığında o zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.