Bu içindeki boşluk ne kadar canlı, ne kadar güçlü bir duygu! "İnsan yaşadığını, hayatın içinde olduğunu, onu tümden sarsan böyle duyguları hissettiğinde daha çok anlıyor. Bu duygular yaşamın tersi gibi bile olsa" diye düşündü. "Anlamasam daha iyiydi."
Bütün ömrüm bir bekleyiş miymiş? Bu fikir bile keder vermedi. Bekleyiş... Sonunda kavuşmak varsa o da mutluluğun bir uzvu sayılır. Biliyor muydum? Bir gün onunla böyle yaşayacağımı hissetmiş ve gerçekten bunu mu beklemiştim?
Bunlar olağan hale gelmiş şeylerdi ve normalleşmiş şeyler insanı öyle bir yutuyor ki, ne kadar korkunç olurlarsa olsunlar sana "yeter!" dedirtecek geçerli bir sebep olmaktan çıkıyor. Sen bile kendi haklılığını unutuyorsun.
Kadını mutsuz ettiğini duymasa da, görmese de bildiği bu durum, onun bu esareti, kendisine zoraki tutuklanışı Sadi'yi mutlu ediyordu. Yanlış olduğunu bilse de gerçek buydu. İnsandı işte. Haksız bir mutluluğu reddedemeyecek kadar acizdi.