Herkes başkasında ayıpladığı davranışı işlemekten kendini alıkoyabilse edep öğretmenine ihtiyaç duyulmazdı.
Hz. İsâ (a.s)'a "Seni kim terbiye etti?" diye sorarlar. O da; "Bana kimse terbiye öğretmedi, kendim cahilin cahilliğini çirkin görerek, odan kaçındım" diye cevap verdi.
İbn-i Semmak (r.a) der ki; "Başkasına bağışladığın umut, kalbinde cendere ve ayağına bağdır. İnsanlara bağladığın umudu kalbinden çıkar ki, köstekleyen bağ çözülsün."
Size ne oluyor ki, dünya işleri ile ilgili birbirinize nasihat verdiği hâlde âhiret konusunda birbirinize nasihat etmiyorsunuz? Hatta hiçbiriniz sevdiği ve desteklediği kimseye bile âhiret konusunda nasihat vermiyor.
Bu durum, kalplerinizde iman zayıflığı olduğunu gösterir. Âhiretin kâr ve zararına dünyanın ki kadar inansanız, âhiretin peşinden koşmayı, dünyaya tercih ederdiniz.