Araya birileri giriyor.
Önüme geçen şişman kadını itiyorum.
Onu görmeye çalışıyorum yeniden..
Sakın düşme!
Dönüyor.
Kısa bir an.
Beni görüyor.
Görüyor değil mi?
O palyaço akordiyonuyla neşeli bir şarkı çalıyor.
Donmuş kalıyorum orada.
O an gözgöze geliyoruz.
Elindeki fırçayı atıyor, bana doğru geliyor.
Düşeceğim.
Bu sen misin?
Yıllar önce sana verdiğim fularla…
Saçların kısalmış… Bembeyaz olmuş…
Yine o beyaz, uzun gömlek…
Yine o gülümseyiş…
Yine o içime saplanan bakış.
Sanki yavaş çekim gibi… Elindeni fırçayı atıyor…
Bana dogru geliyor.
Bayılacağımı biliyorum.
Yine rüyada mıyım onu bilmiyorum.
Kendimi onun kucağında buluyorum.
O garip sirk müziği, kalabalık, karmaşa…
Hep böyle rüyalar gördüm.
Ama bu gerçek.
Çünkü kokusunu alıyorum.
Ne demişti Juliette?
“Ruhun şimdi senden çok uzakta ama onu hiç beklenmedik biri sana geri getirecek…”