aestetic

aestetic
@BuzluChivas
Diamond on my chain
Herkes gitti...Ama herkes. Hiç kimse kalmadı. 1 kişi hariç. Sanırım gitmemekte ısrarcı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aşırıyı çok sevdiğimden tutuyorum yüksek onu N'apıyım? Hâlâ geçmişten koparamadım gettoyu İşledi hep daha derine, derimdeki bu renk koyu Pas yedim ve paslansın, yaşlansın ses tonum Paralar, avukatlar, dava sonuç haklar Her yer solucan, bi' şekilde senden çalıcak var Kendim veririm canımı, bi' benden alamazlar Sürümüm her gün batımında yeniden doğucak, bilirim Çocukluk zombi gibi, her acı bir deneyim Gülme sebep, yoksa sebep, ağlarken daha iyiyim Damarda kan gibiyim, kırmızı Hellcat sinirim Kapadım perdeleri, ışıklardan uzak biriyim
Çırılçıplak av gibi kalakaldım, Belki de bıçak gibi yara aldım, Geceleri hep ismini sayıklarken ben Kaçıncıya kendi yerime utandım, Ve kapandım içime ve nakavtım Her "Bitti" diye düşündüğünüzde yine kalktım Gücüm arttı gittikçe ve şımardım Çok abarttım,çok abarttım
Sen olmasan ben ne yapacaktım. İyi ki varsın.
Ormanın içinde iki zırhlı figür oturuyordu, ateşin titrek ışığı üzerlerine vuruyordu. O sahne, yalnızca iki savaşçının dinlenme ânı gibi görünse de aslında çok daha derin bir şeyi anlatıyordu. Çünkü o ateşin etrafında yalnızlık değil, kardeşlik ısınıyordu. Birbirine yaslanmış iki yürek… Biri dış dünyadan kopmuş, kalabalıklardan yorulmuş, insan seslerine karşı suskunlaşmıştı. Diğeri ise o suskunluğun içinde sabırla kalmayı bilmişti. Onların arasında söz yoktu, gerek de yoktu. Çünkü bazı bağlar kelimelerle kurulmaz; sadece varlıkla, duruşla, sessizce yan yana oturmakla güçlenir. Birinin içinde hep bir uzaklık vardı. İnsanlara yaklaşmak zordu, güvenmek daha da zordu. Ama bu kardeşlikte farklı bir şey vardı; bir huzur, bir sığınma hissi. Sessizlik burada kaçış değil, anlaşılmanın ta kendisiydi. Dünyanın gürültüsünden uzak, iki kişi aynı ateşe bakarken aslında birbirini görüyordu — öyle derin, öyle sade. Zırhlar belki paslanacaktı, kılıçlar bir gün toprağa saplanıp unutulacaktı ama aralarındaki bağ kalacaktı. Çünkü o bağ savaş meydanlarında değil, sessiz gecelerde, konuşulmadan anlaşılmanın arasında doğmuştu. Her insan bir noktada yalnız kalır. Fakat bazen bir kardeş vardır yanında; seni değiştirmeye çalışmadan, sadece orada olarak var olur. Ateşin yanında oturan o iki figür gibi. Onlar artık savaşçı değil, iki yarımdı; biri suskunluğun diğeri sadakatin temsilcisi. Ve o gece, birbirlerini tamamladılar. Ateşin kıvılcımları gökyüzüne karışırken, ormanın sessizliği bir söz gibi yankılandı: Kardeşlik, bazen omzuna yaslanan bir yorgunluktur. Söylenmeyen bir “iyiyim”dir. Ve en önemlisi — asla yalnız olmadığını hatırlatandır. Beyaz Geceler
Alıntı