Gece,
duvarlara yaslanmış bir vicdan gibi
üstüme geliyor.
Saatler ilerlemiyor,
ben ilerliyorum içime doğru.
Bir yüz yok ortada
ama bir bakış var;
zamandan, mekândan,
hatta ihtimalden bile bağımsız.
Görmedim belki,
ama gördüğümden eminim.
İnsan bazen
karşısındakini değil,
kendisinde açılan yarayı sahiplenir.
Ben de öyle yaptım.
Adını koymadım,
çünkü adı olan şeyler
kaçıp gidebilir.
Sustum.
Sükût, bu yüzden seçilmiş bir kelimeydi.
Her susuşumda
içimde bir cümle daha yıkıldı,
ama ses çıkmadı.
Çünkü bazı yıkımlar
alkışla değil,
dua ile olur.