“Arturup sevdâ ser-i pür-şûra her dem zülf-i yâr
İtdiren hep ʿaşk-ı dil-berdir bana terk-i diyâr
Ehl-i derdem sırrımı nâ-dâna itmem âşikâr
Hikmet-i ʿaşk içre Lokmân olmayan bilmez beni..!”
(Yârin saçı her an coşkulu başa sevdayı arttırır
Bana hep terk-i diyar ettiren gönül alan sevgilinin aşkıdır
Dert ehliyim, sırrımı cahile anlatmam
Aşk hikmeti içinde Lokman olmayan beni anlamaz)
HÂMÎ- İ MAR-AŞÎ
İnsanları yüzüstü Cehennem’e sürükleyen, dillerinin söylediğinden başka nedir ki? Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya faydalı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin!..”
(Hâkim, IV, 319/7774)