“Ömrümüzün bütün günlerini birbirimize veda ederek, yarın görüşürüz deyip bize de bunun dendiğini işiterek geçiriyor olmamız ve mukadderat gereği, o günlerden birinin bu kişilerden biri için son gün olması, ya yarın görüşürüz dediğimiz kimsenin ya da bunu diyen kendimizin artık hayatta olmaması ilginç.”
"...Hakikat bizi bu işkenceler yapılmış olsa bile bunlara tanık olmadığımızı söylemeye zorlar, biz orada değildik, ama bu da çok bir anlam taşımaz, çünkü ayaklar ıslanmadan kızıl denizden geçilirken de biz yoktuk, ama bunun olduğuna herkes yemin edebilir."
“Zokayı yutmuş balık gibiyiz, çırpınıyoruz, kurtulmaya uğraşıyoruz, misinayı çekiştiriyoruz, fakat basit bir parça kıvrık telin bizi nasıl yakalayıp esir tuttuğunu anlayamıyoruz...”