Erkan Bayram

Erkan Bayram
@ByrmErkan
işimdeyim gücümdeyim
Kimya Mühendisi
İstanbul
16 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va- rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal- gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya- kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir Ömür hanım? Şükrü Erbaş - Ömür Hanımla Güz Konuşmaları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım. Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama… Değil mi yoksa? Şükrü Erbaş - Ömür Hanımla Güz Konuşmaları
Bazı yemekler sıcak yenmez, soğuması, dinlenmesi gerekir. Kimi yemekler hızlı hızlı yenir. Kimisi yavaş yavaş. Bazen çok özenerek yapılır yemekler ama aradığın tadı bulamazsın, bazende hiç özenmeden yapılır ve lezzetli olurlar. Bazen şarap yaparsın, keyifle içebilmen için aylar yıllar geçmesi gerekir. Bazı yemeklerin görüntüsü tanıdıktır bu seni yanıltır çünkü tatları çok farklıdır. Bazı yemekleri yemek çok keyiflidir. Bazılarını sırf faydalı olduğu için yersin. Bazılarını yemekten asla bıkmazsın. Dünyanın en lezzetli yemeği o lüks restoranlarda gördüklerimiz değildir. Gerçekten acıkmış olduğun zaman yediğin yemek dünyanın en lezzetli yemeğidir sadece. Acıkmamışsan eğer ne yersen ye asla en lezzetli tadı alamazsın. Yemek gibi tüm canlılar için en temel gereksinim bile aslında bir şeyler anlatıyor bize. İnsan bi taşa bakınca bile bir şeyler görebilir şayet görmek isterse. Yapmak isterse yapabilir bir şeyi pes etmezse. Sevmek isterse sevebilir bir şeyi eğer acıkmışsa. En lezzetli yemeği yiyebilir eğer gerçekten karnı açsa. Anlamak ve anlaşılmak dileğiyle...
Vasıfsız ve korkak insan tek başına var olamayacağını bilir. Bu yüzden illaki bir şeylere tutunması lazımdır, bir kalabalığın parçası olmaya kendini adar çünkü bir kalabalığın parçası olmadan var olamaz. Bu yüzden kalabalıklar korkaktır, vasıfsızdır, cahildir ve karaktersizdir.
"Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar. Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. o günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar. Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer..." Alıntıdır.