“... okuyup öğrenebiliyorsam, neden hâlâ her şey bu kadar karanlık?”
Carla Deborah’a bakıp hafifçe gülümsedi.
“ Olguları, kuramları ya da dilleri öğrenmenin kendini anlamayla bir ilgisi olduğunu kim söyledi sana?...”
“Söylediklerim için özür dilerim. Aslında kendime söyledim onları, sana değil. Seni üzmek- daha kötü hasta etmek- istemedim.
...
‘Benim hastalığım... ağzına kadar dolup taşmış bir bardak, senin küçücük damlan taşan kısmın içinde çoktan eriyip gitti.’ dedi.”
“Sert yumruklarla bakışların ve açık saçık sözlerin altından ansızın ortaya çıkan gizli kırılganlığı artık yansıtamasın diye bu aynanın kirletilmesi gerekiyordu.”
“‘Kimi zaman içini bir duygunun sardığı olurdu.Bu duygu söze dökülür ama altında yatan ve dünyayı ikna etmeyi sağlayabilecek mantık suskun kalırdı. Ve bu nedenle Deborah kendi arzularına olan inancını yitirmişti.”