Ceylin

İstedim, yaptırdı çünkü deli doluydum Yağdırdı, yandırdı, ıslansam da kuruydum Ağlama, ağlama, ben hep yalnız biriydim Çok sevdim, sevindim, sonra hastası oldum…
Reklam
Ah bu benn kendimi nerelere koysam Saklansam bi köşede Garip hayaller mi kursam …
Zwischen Abschied und Ankunft verliert die Zeit ihre Eile; und jeder Blick auf die Tafel ist ein leiser Traum von neuen Wegen.
Güneş, Urfa ve Maraş’ın üzerine o sabah her zamanki gibi doğmuştu; ancak okul koridorlarında yankılanan o soğuk sesler, zamanı en masum yerinden durdurdu. Sıralarda hayaller kurulurken, tebeşir tozunun karıştığı hava bir anda kederle ağırlaştı. Şanlıurfa’da bir kardeşlik hukuku yaralandı, Kahramanmaraş’ta ise kalemlerin ucu en karanlık yerden kırıldı. Öğretmenlerin son dersi derin bir sessizliğe, öğrencilerin yarınları ise birer hüzün nişanesine dönüştü. Şimdi bu iki kadim şehirde önlükler yaslı, yürekler ise tek bir feryatta birleşmiş durumda. Bugün kalemler yazmıyor; sadece kırılan umutların ve yarım kalan hikâyelerin ardından sessiz bir ağıt yükseliyor. Bir memleket, okul kapılarında bıraktığı çocuklarının yasını tutuyor.