İnsan en iyi lokantada yemek yiyebilir,sahneye çıkıp yirmi bin kişiye şarkı söyleyebilirdi,gelmiş geçmiş en iyi alkış sağnağına tututabilirdi,dünyamın öteki ucuna gidebilirdi,internette milyonlarca takipçiye sahip olabilirdi,olimpiyat madalyası kazanabilirdi ama sevgi olmadan hiçbirinin anlamı yoktu
Nora çoklu evrenlere dair epeyce şey okumuştu.İnsan beyninin dünyaya dair karmaşık bilgileri filtreden geçirerek indirgediğini,mesela insanın bir ağaca baktığında sonsuz karmaşıklıktaki sayısız yaprakla dalı ‘ağaç’ denen şey olarak gördüğünü billiyordu.İnsan olmak, dünyayı sürekli indirgeyerek anlaşılabilir ve basit bir anlatıya dönüştürmek demekti.İnsanın gördüğü her şeyin birer indirgeme olduğunu biliyordu Nora. Dünyayı üçboyutlu görüyorduk.Bu da bir indiregemeydi.İnsan en nihayetinde sınırları olan,her şeyi genelleyen,otomatik pilotta yaşayan,zihnindeki dolambaçlı yolları düzleştiren bir yaratıktı ve tabii ki bu yüzden sürekli kaybolup duruyordu