Merhum Mahir İz hocamızla ilgili bir hatıra: İst. Yüksek İslam Enst. de tasavvuf hocamız olan Mahir iz merhum, bir gün zekat ve yardımlaşmadan söz açılınca şöyle demişti. “Siz buradan mezun olunca, müftü olursunuz, vaiz olursunuz, İmam Hatip Okulu veya Liselerde din dersi hocası olursunuz. Düzgün bir maaşınız olur, eviniz olur, evlenirsiniz, belki mütevazı bir arabanız da olur, fakat hiç bir zaman 80 gram altının üzerinde birikmiş bir paranız olup da, üzerinden bir yıl geçmediği için, zekat bana farz değildir, diye düşünürsünüz.
Olur mu öyle şey? Siz kürsülerden halka, öğrencilere zekatı anlatacaksınız, yardımlaşmayı teşvik edeceksiniz, kendiniz, ömür boyu zekat vermeyeceksiniz.
Size tavsiyem, maaşınızı aldığınız veya size bir para geldiği zaman cebinize koymadan, kırkta birini bir ihtiyaç sahibine verin, cebinize temiz ve bereketli para girsin,” demişti.
Biz bu hatıradan bahsettiğimiz yerlerde, doğru neye olmasın, işçi de, memur da olsak, 20 bin lirada 500 lira, 40 bin lira geliri olana bin lira, yüz bin lira geliri olanın iki bin beş yüz lirayı bir fakire verse, geride kalan 19.500, 39.000 veya 97.500 lira bereketli bir para olur. Bu hatıra ile Mahir hocamız için; “Hayra delalet eden, hayrın önünü açan, o hayrı işleyen gibidir.” hadisi tecelli etmiştir. Vesselam.
Prof. Dr. Hamdi Döndüren.