UMAY

Türkler için yabancı kavimlerin medeniyetine sahip çıkmaya lüzum yoktur. Bizi bizzat kendi yarattığımız medeniyeti tamamen meydana çıkarabilirsek vazifemizi yapmış oluruz.
H. Nihal.·Kitabı okudu
Reklam

UMAY

, bir kitap okudu
10/10
·263 syf.··
Beğendi
·
24 günde okudu
·
2024 4. kitabı
10/10
·263 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 21:41
Bir milletin kendi milli menfaatleriyle birlikte kültürlerini koruma isteği çok doğaldır. Bilinmeli ki buna karşı gelenler ya soysuz olanlardır ya da milli ve şerefli bir dava kazanamamış olanlardır. İnsan bilinci kadar gelişmemiş bilince sahip olan doğada ki hayvanlar bile yaşamak ve nesillerini devam ettirmek için mücadele verir. Ancak görüyoruz ki hayvanlardan daha üstün tutulan bazı kimseler, çeşitli masallar ile maddi ve mide meselesini konu alan yabancı fikirlere sığınarak tam tersini savunuyor. Tekrar ediyorum bir milletin, kendi milletini sevmesi, yüceltme arzusu ve kendi öz kültürünü koruma çabası bir zümreyi neden rahatsız eder? o millete mensup değilse pek tabi rahatsız eder… Veya mensup olup milli şuur eksikliği yaşayanları.. İç isyanlar, milleti, devleti, kültürü yok edip sömürmek niyetinde olan yabancı unsurların çıkarlarınadır. İç savaşları ve kargaşa ortamını oluşturmalarında ki amaç; o topraklarda yaşayan insanları yok etmek değildir! O ülkede yaşayan aydınları kendi ülkelerini düşman hale getirmektir. Orta Doğu bunun bir örneğidir. Bir ekmeği kimse bir bütün halinde mideye indiremez. Önce bölmek gerekir. Türk milletinden, milli duyguları alıp götürmekte milletimizi mideye indirmenin en kolay yoludur. Bunun içindir ki, çeşitli farklı fikir grupları yıllardır Milliyetçiliği yıkmaya çalıştılar, Milliyetçileri takım takım hapislere aldılar ama Milliyetçilik yıkılmadı, yıkılan kendileri oldu. Ve böyle devam etmesi için o ülkünün sancağını taşımaya devam edeceğiz..
Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi ve ÇektiklerimizHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 2018873 okunma
Ne acıdır ki! Türk milleti, yıllardır devletin başında bulunanların kalıbına göre şekillenmeyi huy edinmiş. Daha acı olan bir diğer ihtimal ise kendi rızalarıyla değil, mecburi kalmaları sebebiyle bu huya alıştırılmış olma durumudur. En acısı ise, tüm bunlara karşı sessizliğe belki de bir çaresizliğe kapılmış olmalarıdır!
Zamanımızda, fikir alanında türlü soysuzlaşmalara rastlıyoruz. Fakat bir defa soysuzlaşan artık soysuz kalıyor, düzelmesine imkanı bulunmuyor. Laikliğin din düşmanlığı, halkçılığın kominizim, , asriliğin milliyet aleyhtarlığı olması gibi..
Reklam