Mehmet

Bazen her gün yanında duran insanlara güvenmezsinde, gider sana 899 km uzaklıktaki birine güvenirsin. Güvenmenin mesafesi yoktur çünkü. Güvenmenin meselesi vardır. Herkese güvenilmez. Herkese güvenilmeyeceğini, yediğin darbelerden sonra anlamanın kattığı acı insanları büyütüyormuş. Biz de böyle büyüdük işte. Herkese güvenilmeyeceğini, herkesin sevilmeyeceğini ve herkesin herkez diye yazılsada artık farketmeyeceğini zaman gösterdi bize. Sevmekte böyle bir şey işte, her gün elini tutabileceğin, dokunabileceğin insanları sevemezsin de, belkide hiç görmediğin, belkide hiç göremeyeceğin birisini seversin. Bu kalp organı çok farklı çalışıyor çünkü. Bazen sadece bir fotoğrafa bakarak aşık olabiliyor insan. Bazen de sadece ses tonuna. İşte o andan sonra, karşına kim çıkarsa çıksın herkesi farklı sınıflandırmaya koyuyorsun. Aklın daima onda oluyor. Bazen farklı şehirde oturan birisini seversin, otobüs biletleri, hava yolları, hızlı tren, ve metrobüs. Bazen o şehirin hava durumunu incelersin. Yarın hava soğuk, kalın giyinse bari. Bazen, o şehirin takımını desteklersin, haksız penaltı ile 3 puan gitti. Bazen de o şehirde adı geçen bir haberi okurken, bazen, bütün bazenler çoğalır. Siz hiç uzakta oturan birini sevdiniz mi? Hergün yanında olamadığınız, her gün elini tutamadığınız. Çok kötüyüm dediğinde ise, hiç bir şey yapamadığınız? Mesafe, telefonla konuşurken ses tonundaki değişimin sebebidir. Alo, çok özledim. kendine dikkat et.. Erkan Akagündüz.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Saat 23.55 Şu an paketimde kalan son 7 dal sigara ile günü kurtarma derdindeyim. Radyoda, müslüm gürses çalmakta. Birisi istek parçası olarak yollamış radyoya. Sanki notaların arasında; bir savaş var. Öyle de söylenmez ki be. Aklıma geliyorsun tam da o arada Müslüm baba; affet diyor. Toprağı bol olsun.. Saat 00.14 6 dal sigaram kaldı. Ne zaman yaksam; nasıl yaksam; acaba yaksammı derken seni düşünüyorum. (Bir sigaranın daha aramızda lafı olmaz değil mi?) Oysaki, fazla içme derdin. Off. Neyse. Saat 00.43 Bir nescafe yaptım kendime. Biraz da film izlemeye çalıştım. Ama olmadı. Güzel birşey yok televizyonda. En iyisi radyo dinlemek; ayrıca dışarıdan yağmur sesi geliyor. Etraf şimdi gözlerim kadar; sırılsıklam. Saat 01.12 Aslında bu yazının devamını getirmeyecektim. Ama sezen aksu; acı ve hüzünle kesti şarkıyı 'seni kimler aldı; kimler öpüyor seni'? bilmiyorum ama, benim dudaklarım şu an sigaranın izmaritinde ( ve, bir sigara daha) Saat 01.21 Galiba çok sigara içmeye başladım. Önümdeki küllük, kafamın içinde dolaşan sorulardan daha fazla. Ne yapayım; sigarasız da gitmiyor ki bu şarkılar. Bu anılar; bu acılar. ( Unutmadan) Sen en kıyak damar şarkının efkarlandırıp sigara yakıldığı o saniyesisin.. Saat 01.40 Şu an ki ruh halimi anlatmamam gereken bir saat. Telefonu bıraktığım yerden alıyorum. Tuş kilidini açıyorum, 1 tane mesaj alındı yazısı. Kalbim çarpacak gibi atıyor. Umarım senden gelmiştir düşüncesi. ( Biliyormusun, bazen Türkcell'e uyuz oluyorum.) Saat 02.05 Sanırım şu an uyuyorsun. ' 'hayalleri olanlar değil; hayalleri ölenler uyuyamaz.'' demişti bana bundan çok zaman önce.. Sessiz olun lütfen. O şimdi uyuyor, ben ölüyorum...
"Aynada gördüğüne bile güvenme"
İlk yarıdan yatanlarla derdimiz yok, son dakika golüyle yatan kuponlara bizim kinimiz...