Yargılamaya değil,anlamaya çalışın. Her zaman her şeyin yolunda gitmeyeceğini de kabullenin. " Bu da geçer yahu" demeyi alışkanlık edinin. Olan biten her şey gelir,geçer,gider. Mühim olan geçerken sizde bıraktığı izler ve öğrendiğiniz dersler.
Kimseyi gözünüzde büyütmeyin."El alem ne der? " diye düşünüp yapamadıklarınızı da gözden geçirin. Elli alem bile konuşsa doğru bildiklerinizi yapmaktan vazgeçmeyin.Çekçede bu duruma uygun düşen çok güzel bir his ve kelime var: Litost. Milan Kundera'nın Gülüşün ve Unutuşun Kitabında tanımladığı bu sözcüğün başka dillerde karşılığı yok. Anlamı, insanın yapamadığı şeylerden dolayı kendine acıması ve duygusal işkence yapması. Kendi acizliklerimize duyduğumuz pişmanlık hissi ve kederli ruh hali, kısacası. Bunu kendinize yapmayın.Geçmişin yasını tutmayın.
Hayat pastasının tamamı tatlı değil ve er ya da geç herkes o acı dilimlerin tadına bakıyor. Bu konuda kimseye ayrıcalık tanınmıyor. Hastalıklar, kayıplar,sıkıntılar... Zamanlaması farklı olsa da herkes payını alıyor.