Bu kağıtlar, belki de onların bu aldatmacadan kurtaracaktır. Bir gün belki de insanların yaşadıkları acıların farkına vararak daha merhametli davranacaklarıdır. Onlar özellikle bedene hiç acı vermeden öldürebileceklerini için memnun ve mutludurlar. Oysa bedensel acı, ruhsal acının yanında bir hiç kalır.
Keşke, ben öldükten sonra rüzgar, bu çamurla lekelenmiş kağıt tamarlarını avlunun içinde uçurmasa ya da bir gardiyanın penceresinin kırık camına yapışıp yağmurdan çürümese.
Her bir mahkûm, hiç tanımadığı bir yabancının yanında kendi zincirini taşıyor ve bu zincir, hapishane arkadaşlarının birbirinden ayırıyordu. Bu da en büyük sefililikti.