Eğer bir gün gelir, geldiğimiz noktada hayatın anlamsızlığından yakınmaya başlarsak, hiç şüphesiz bunun suçu hayatta değil, bizim hayatı algılama biçimimizdedir.
Günümüz yaşam örgüsünde, her şeyin bir asıl bir de sunulan görüntüsü vardır. Hemen herkes suniliğin farkındadır ama, kendi nefsine bu sunulan içerisinde kaybolma iznini hiç çekinmeden verir. Böylelikle anlamını yitirmiş bunca şey içerisindeki kaybolmuşluktan sıyrılıp, hayata bir anlam yüklemek iyice zorlaşır.
Hayat bir mühlettir insan için. Kul olma, insan olma sınavını verir kişi bu mühlet içerisinde. Aklı, iradesi, adaleti, merhameti, fedakârlığı, vefası, tevazusu, sabrı sınanır kişinin. İsteğe tabi değildir bu sınav, hayata gelen sınava dahil olur. Bunun için insan olmak ve aklı yerinde olmak yeterli şarttır.