Oysa böylesine zengin ve gizlenemez bir beden bir övünç kaynağı bir doyum nedeni olmuştu onun için ama görünürde anlamlı çelişkili bir olaylar zinciri simdi bir utanç nedeni yapabilecekti bedenini yoksa böyle değil miydi belki de yaşamı yalnızca her günkü giyinik halinde o kadından ibaretti çıplaklığı öylesine az kendisinindi ki zamam ortaya çıkarak insanlarda en basta da onda şaşkınlık uyandıran doğal ama ölçüsüz bir durumdu
"Kazanmak için kaybetmek zorundasın."
Annemin sözlerini tekrar hatırladım.
Anne ölmek istemiyorum. Ölmekten korkuyorum.
Ama eskiden söylediklerinde haklıydın.
Hayatta kalmak için başkalarından çalmak daha büyük ıstıraptır.
Saatsiz bir dünyada zamanımı geniş geniş kullanıp böyle konularda düşünebilirdim. İnsanoğlu tarafından yaratılan sayısız kural vardı sanki ve bu kurallar yakın dan baktığında parça parça oluyordu. Fark ediyordum ki ölçü yöntemlerimizin -mesela sıcaklık ya da ışığın yansımasıyla renk oluşumu gibi- hepsi yapay ve insan yaratımıydı, tıpkı zaman gibi. Aslında insanlar sezdikleri varlıklara etiket yapıştırmıştı. İnsan dışı dünyanın perspektifinden bakınca, saatler, dakikalar ve saniyeler yoktu. Aynı şekilde kırmızı, sarı ve mavi diye renkler de yoktu. Sıcaklık da mevcut değildi.
Özgürlüğün beraberinde belirsizlik, güvensizlik ve endişe geliyordu.
İnsanoğlu özgürlüğünü, kurallar ve rutinlere göre yaşamakla birlikte gelen güvenlik hissiyle takas etmişti, hem de özgürlüklerine mal olduğunu bile bile.