Lilly

4T
Faizci mağaza sahibinin dükkanına gelen müşterilerden biri İstanbulda ve birkaç ilde daha mağaza zinciri olduğunu söyleyerek, bu ürünlerden kendi ülkesine götürmek istediğini ve mağaza sahibine bu ürünlerden daha ne kadar getirtebileceklerini sordu. Mağaza sahibi ne kadar alacağını ve ona göre sipariş verip veremeyeceğini sordu. İş kadını turist getirtmesi ve fiyatı 120 ruble yapması dahilinde ilk etapta 3 kamyon bu ürünlerden alabileceğini söyledi. Mağaza sahibinin bakışlarında pek inandırıcılık emaresi olmadığını gören kadın, sırt çantasını kolundan çıkarttı ve fermuarını açıp içi Amerikan doları yüzlük banknotlarla dolu çantanın içini ona gösterdi. Nasıl bir manyak bu kadar doları bir sırt çantasında taşır ki diye düşünüp; Bunun üstüne gözlerinde aniden yaşam ışığı saçılan tüccar bu kadına: -’’Tabi efendim,yeter ki siz isteyin, bu benim için bir emirdir’’diyip ona ikramlarda bulunmaya başladı. Kadının numarasını ve diğer siparişleri de kağıda not aldıktan sonra, kafile rehberleri ile görüşüp; ona tekrar buraya turüstleri getirmesi durumunda yapılan ticaretten pay vereceğini söyledi. Başında kalmış bir tutam yağlı saçı kaşıyarak heyecanlı bir şekilde cebinden telefonunun çıkarttı ve T’yi aradı.Ne yazık ki aranılan numaraya ulaşılamıyordu.Bu durumda heyecanlı ve stresli bir şekilde ‘’Tanrının cezası adam, neden telefonunu kapatır ki’’ diyerek telefonunu cebine koydu.İlk bir saat içinde belki yirmi kez telefonunu cebinden çıkartıp T’yi aradı.Fakat numaraya bir türlü ulaşılamıyordu. Bu durum iki gün boyunca böyle sürdü.Yakınındaki diğer mağaza sahipleri ile de durumu çaktırmamak için pek muhabbete girmiyordu.Aynı durum diğer mağaza sahipleri için de geçerliydi.Kimi 300 kimi 400 adet trençkot siparişi almıştı.Hepsi de durumu soğukkanlılıkla birbirlerine
Reklam
3T
Dükkana girdiğinde, gördüğü yağlı boyalar ve duvara asılı dolapta bulunan Osmanlı musikisi enstrmanlarına uzun uzun dikkatle seyre daldığı mistiki izlenim uyandırmış dükkan sahibininkiydi. Daha sonra T paraları toplamak için mağazaları tek tek gezmeye başlamıştı ki ilk girdiği mağaza; aralarında en zengin tüccara ait, mağazaydı.Yani 145 rubleden malları satan mağazaydı. Bu mağazanın sahibi kısa boylu kafasında bir yumak saçı kalmış, göbekli, yüksek faiz karşılığında insanlara para veren ve zorbalıkla parayı geri alan bir adamdı. T Ona malları kaçar rubleden sattığını sordu.O da 100 rubleden sattığını söyledi.Ve sattığı tüm ürünlerin parasını T ye daha önceden hazırlanmış bir zarf içerisinde teslim etti.Ona bir şey içip içmeyeceğini sordu, T acelesi olduğunu daha sonra kalan mallar da satıldığında tekrar geldiği zaman içeceğini söyleyip hızlı adımlarla dükkandan çıktı. Bu şekilde mal bıraktığı bütün dükkanları teker teker gezip paraları topladı.Aralarında gerçek sattığı fiyatı söyleyen tek mağaza sahibi 100 rubleden satandı. Girdiği hiçbir dükkanda fazlaca oyalanmadan hızlı şekide çıktı, aracına bindi ve gitti. İki gün geçtikten sonra beş otobüs turist kafilesi gelip mağazalara akın ettiler.Ellerinde son kalan trençkotlara gerçek anlamda saldırarak birbirleriyle itişe kalka aldılar.Bu durum karşısında mağaza sahibi şok olmuşlardı.Bazı turistler buraya tekrar gelmek istediklerini, eğer getirtebilirlerse mağaza sahiplerinden bu ürünlerden fazla sayılarda alacaklarını söylediler.Mağaza sahipleri ise siparişleri getirebilceklerini ve bu durumdan memnuniyet duyduklarını söyleyerek istenilen adetleri bi kağıda not ettiler.
2T
Aradan üç hafta geçtikten sonra mal sahipleri ile görüşmek için tekrar Moskova şehrine geldi.Moskova ile X şehri arasında iki günlük karayolu mesafesi vardı. O şehirde bulunmadığı ilk hafta da tek tük müşteriler dükkanlara girip odak noktası olarak trençkotları seçip ’’-İnanamıyorum, - -bu o kesim mi aa o model olamaz, -o markanın bu kadar kalitesiz kumaşlarda üretim yapacağını sanmıyorum; -ama bir dakika bu kesim o kesimin birebir kopyası, -aceba biz mi kumaşlardan anlamıyoruz’’ şeklinde söylemlerde bulunarak hem kendilerini muallakta bırakıp hem de dükkan sahiplerinin kafalarında soru işaretleri bırakarak çıkıp gittiler. İkinci hafta mağazalar ufak ufak satışlar yapmaya başlamıştı.Üçüncü hafta ise gelen müşteriler söylentiler yayılmış olacak ki ikişer üçer tane farklı farklı renklerde alıp gidiyorlardı.Bu mal bırakılan tüm dükkanlar için aşağı yukarı bu şekilde gerçekleşti ki geriye satıcıların elinde sadece bırakılan ürünlerin yüzde onu-onbeşi kadar ürün kalmıştı. Birbirine yakın olan dükkan sahipleri sabahları biraraya gelip durumları birbirlerine şaşkınlıkla anlatıyorlardı; -’’Ben anlamıyorum böyle boktan bir kumaşa nasıl bu kadar müşteri çıkıyor, neymiş efendim modeli kesimi bilmem ne marka bilmem ne stil’’ -’’İsa aşkına ben içerde birinci sınıf kalite trençkotlar da satıyorum, gelen müşterilerden anca bir iki tanesinin dikkatini çekiyor ki onlar da sadece dokunmakla yetiniyorlar.’’ - ‘’Sen bu hafta kaç tane sattın peki?’’ -’’Elimde on tane kaldı, sen de kaç tane satıldı?’’ -’’Benim elimde on tane kaldı’’ -’’Öyle mi? Peki kaç rubleden verdin?’’ -’’Ben 100 rubleden, başta anlaştığımız gibi.Peki ya sen?’’ -’’Ben de 100’ er rubleden verdim.’’ T x şehrinden döndükten sonra iki üç gün bazı dosyalar üstünde incelemeler yaptı.Ürünlerin çoğu tam da istediği gibi
1T
Transit bagajında mallar ile teker teker Moskova’nın turistlik alışveriş işhanları ve dükkanları ile dolu sokaklarını geziniyordu.Her girdiği kıyafet dükkanına yüzer ikiyüzer tane,mağazanın büyüklüğüne göre bagajından çıkarttığı trençkotları bırakıyordu. Karşılığında hiçbir şey almadan ki ancak mallların satılması halinde, satılan fiyatın yarısını almak üzere satıcılar ile anlaşma yaptı.Zarar etmemek için ise adet başına 49.2378 ruble minimum fiyat istedi.Yani satılan trençkotlardan en düşük yaklaşık olarak 50 ruble isteyerek teker teker yirmi iki tane mağazaya elbiseleri dağıttı. İsteyen ürünü 130 rubleden satabilecek fakat sattığı zaman da 130 rublenin yarısı olan 65 rubleyi T’ye verecekti. Kalitesiz kumaşlardan üretilmiş bu mallar satıcıların hiç mi hiç içini gıdıklamamış olsa da, hiçbir işe yaramaz beş ruble dahi etmeyecek kaliteye sahip bu kumaşları hiçbir ücret ödemeden dükkanlarının köşesinde kalan satış filelerine koymak satıcıların işine geldi. Her bıraktığı mağaza sahibine bunların özel mi özel kesim, dünyada hiçbir eşi benzeri bulunmayan absürd modele sahip olan ürünler olduğunu ve satıldığı zaman ’’Siz de anlayacaksınız: bakın görün!’’diyerek bir dükkandan çıkıp ötekine giriyordu.
Reklam