Bütün bir gün boyunca gevşe demiyorum sana. İşini yap, ama kendine de zaman ayır, bu
da ancak rahatlayarak olur. Yirmi dört saatte bir iki saat rahatlayabilirsen göreceksin ki
kendini çok daha iyi tanıyacaksın.
Dışarıya davranışların değişecek – daha sakin, daha sessiz olacaksın. İşinin kalitesi
değişecek – daha artistik ve daha hoş olacak. Eskisine göre daha az hata yapacaksın,
çünkü şimdi daha derli toplu, daha odaklanmış haldesin.
Rahatlamanın mucizevi güçleri var. Bu tembellik değil. Dışarıdan bakınca tembel insan
hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünür, fakat aklı hızla çalışmaktadır. Rahatlamış insan ise –
bedeni rahatlamıştır, beyni rahatlamıştır, kalbi rahatlamıştır – iki saat boyunca neredeyse
orada değildir. O iki saat boyunca kalbi, zekası toparlanır ve bunun işine yansıdığını
görürsün.
O bir zavallı olmayacaktır – artık ortalıkta deliler gibi dolanmayacak, gereksiz yere sağa
sola koşturmayacaktır. Direkt olarak varmak istediği noktaya gidecektir. Ve yapılması
gerekenleri yapacaktır; gereksiz işler yapmayacaktır. Sadece söylenmesi gerekeni
söyleyecektir. Sözleri telgraf niteliği taşıyacaktır; hareketleri zarafet taşıyacak, yaşamı
şiirsel olacaktır