Hazal'ın Kapak Resmi
Hazal, Dönüşüm'ü inceledi.
11 Haz 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Giriş cümlesi olarak, 104 sayfalık eserin en net özeti budur bence. Aslında bu konuyla ilgili olarak kitap boyunca niyeyse ailesinin ve çevresindeki bir kaç insanın tavrı daha doğrusu tavırsızlığı beni çok rahatsız etti. Çünkü bir insanı karşında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buluyorsun! Ben olsam arkama bakmadan çığlık çığlığa kaçıp giderdim herhalde. Hiç olmadı böyle bir şeyin nasıl olabileceğini sorgulardım.. Samsa'nın çevresindeki insanlar ise ondan tiksinmekle birlikte hemen olayı kabulleniyorlar. Diğer karakterlere göre bir nebze daha iyi niyetli olan kız kardeşi Grete ise bir süre Gregor'a acıyor; ona sevdiği yemekleri getiriyor, odasını temizliyor ancak bir süre sonra ailenin Samsa'nın durumunda düzelme olmaması ve aslında Gregor'a insan olduğu dönemde bile bir aile bireyi olarak değilde sadece "ailenin geçimini üstlenen birey" gözüyle bakıldığı ve artık sorumluluklarını yerine getirememesinden kaynaklanan sıkıntılardan sonra o da pes ediyor, ve kurtulmaları gereken bir yaratık gözüyle bakıyor Samsa'ya.

Bu süreç içerisinde ise Gregor -ailesinin düşüncesinin aksine- olanları, konuşulanları anlıyor, bazı zamanlar ailesiyle iletişime bile geçmeye çalışıyor ancak babası tarafından sert bir şekilde engelleniyor. Onun yaşadığı kapana kısılmışlık ve çaresizlik hissini çok iyi yansıtmış diye düşünüyorum yazar.

Hazal, Devrimin Kızı'ı inceledi.
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Şimdi okuduysanız biliyorsunuz ki, Ivy ilk kitabın sonunda Bishop için büyük bir fedakarlık yapıyor ve topluluktan dışlanmak suretiyle cezalandırılıyor. Tamam diyorsunuz bu kız gitti, hayatta yapamaz tek başına. -en azından ben öyle düşündüm- Peki daha sonra ne yapıyor bu kız? Nasıl hayatta kalıyor?

Şöyle; İkinci kitap hiç kesintiye uğramadan, kaldığı yerden devam ediyor ve Ivy, -tabii ki- daha kitabın başlarında bir çakal tarafından saldırıya uğruyor ve sonra Westfall'dan dışarı atılan Mark(hatırlayamadım) tarafından NEREDEYSE öldürüyor. Ivy Mark'ı yaralayıp kaçmayı başarıyor ancak her şey yeni başlıyor onun için tabii ki. Kırgın, üzgün ve yaralı olarak tek başına ilerlemeye çalışıyor ve sonunda küçük bir kasabaya varıp tam umutlandığı anda terk edilmiş bir yerde, tek başına olduğunu fark ediyor. Ivy tam pes etmiş ve ölmek üzereyken Caleb ve Ash adında iki genç tarafından kurtarılıyor ve dışarıda kalan insanlardan oluşan bir kampa götürülüyor. İyileşiyor, avlanmayı öğreniyor, daha sert birine dönüşüyor ancak onun için hala bir şeyler eksik. Bishop!

Vee tabii ki daha sonrasında Bishop...

Tamam tamam, daha fazla spoiler yok. Size de bir şeyler bıraktım :)

Yani sonuç olarak: Seri aslında tam olarak distopya sayılmaz. Daha dar bir çevrede oluşturulmuş ve temelinde "iki düşman aile arasında ki çatışma" vardı. İkinci kitabı bitirince neden böyle olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Yani aslında yazar alışılmış distopya tanımını kırmaya mı çalışmış yoksa bu eksiklikler acemiliğinden mi kaynaklanıyordu bilemiyorum ama her şeye rağmen kısa, akıcı ve çıtır çerez kıvamında bir seriydi. Başlar başlamaz bitireceksiniz emin olun.

Hazal, Ve Dağlar Yankılandı'ı inceledi.
08 Haz 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitap aslında Afganistan'ın küçük bir köyü Şadbağ'da yaşayan Peri ve Abdullah'ın hikayeleri olarak görünse de tam olarak öyle değil, çünkü kitapta çok fazla karakter var ve yazarımız karakterleri kısaca tanıtmak yerine uzun uzun karakter detaylarına girmiş (bir çoğuda gereksiz olarak) ve tek bir hikaye değil, "hikayeler bütünü" çıkmış ortaya. Tam kendinizi olayların akışına kaptırmış, karaktere ısınmaya başlamışken hoop! yazarımız orada kesip bambaşka bir hikayeye geçiş yapmış. Bu yüzden geri çekilip hikayeye geniş bir pencereden bakıp genel bir yorum yapabilmek mümkün değil. Aslında ilk başta bu durum hoşuma gittiyse de bir yerden sonra her şey o kadar karıştı ki kimi, neyi okuduğumu bilemedim ve sürekli geri dönüp hatırlamak zorunda kaldım.

Hazal, Kağıttan Kentler'i inceledi.
09 Haz 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı bitirdikten sonra fark ediyorum ki aynı hikayeyi John Green'den başkası yazmış olsaydı katlanılmaz olabilirdi belki de. Çünkü kitapta tek bir konu işlenmiş ve sonuna kadar aklınızda tek bir soru oluyor. Margo nerede? Ancak John Green'in farkının burada olduğunu düşünüyorum. Sizi okumaya ikna etmesi için çok farklı kurgulara ihtiyacı yok. Yarattığı karakterleri, sade ancak zekice oluşturulmuş diyaloglarıyla, tek bir konu üzerinden bile kitabın sonuna kadar merakınızı canlı tutmayı başarıyor. Artık sonlara doğru o kadar heyecanlanmıştım ki ne olacak diye kalbim küt küt atıyordu resmen.

Yorumumun tamamı için
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...an-kentler.html#more

Hazal, Yolun Sonundaki Okyanus'u inceledi.
18 Haz 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yorumumun tamamı için ---->
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...ki-okyanus.html#more

Öncelikle Yolun Sonundaki Okyanus beni gerçekten şaşırtan bir kitap oldu çünkü son zamanlarda çok fazla fantastik okuduğuma karar verip, biraz ara vermek adına pek sevmesem de polisiye/korku/gerilim tarzı bir şeyler okumak istemiştim ve kitabı da bu niyetle elime aldım ancak başladıktan sonrası güzel bir sürpriz oldu benim için, iyi ki de olmuş. Sonuç olarak yine bir fantastik okumuş oldum ama değdi doğrusu. Yalnız kitabı okuduktan sonra çoğu kitapta yaşadığım ben bunu daha önce nasıl okumadım? Nasıl okumam? triplerine girdim. Keşke beğeneceğimiz kitapları önceden anlayabilecek yeteneğimiz olsaydı. Ne güzel olurdu dimi? Hiç boşa zaman kaybetmezdik.

Hazal, Meleklerin Kanı'ı inceledi.
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yorumumun tamamı için --->
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...kani-yazar-nail.html

Kitapta çoğunlukla tanıdığımız türler karşılıyor yine bizi; vampirler, melekler, vampir avcıları... Bir çoğunuz belki artık bunlar sıktı diyor olabilirsiniz ama hayır, ön yargılı olmayın :) Çünkü yazarımız her ne kadar vampirler ve meleklerle ilgili dişe dokunur bir numara çekmemiş de olsa vampir ve melekliğin arası diyebileceğim Kan Melekleri'ni yaratmış. Ayrıca kitabın bir kaç değişik yönü daha var ki bu kitaptaki melekler ve vampirler insanlardan saklanmak zorunda değil. Gayet rahat bir şekilde kocaman kanatlarıyla gökyüzünde rahatça uçabiliyorlar ve bana göre en önemli farklılık yazarımızın yaratmış olduğu dünya bir çeşit hiyerarşiyle yönetiliyor. Dünya baş melekler tarafından bölünmüş durumda ve her baş melek kendi bölgesinin kralı gibi bir şey. Ve bunlarda bizi tatmin edecek derecede bana göre. Yalnız kitabın hemen hemen yarısına kadar pek böyle vurdulu kırdılı olaylar yok, yazarımız Elena ve başmelek Raphael arasında ki çatışmaya biraz fazlaca yer vermiş olsa da sonuna doğru bu açığı kapatmayı başarıyor. Sonunda da şaşırtıcı bir sürpriz saklı bizim için.

Hazal, Tatlı Sır'ı inceledi.
06 Tem 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yorumumun tamamı için --->
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...sr-kitap-yorumu.html

Bir kitap başından sonuna kadar ortalama bir halde ilerleyip son cümlesiyle şoka sokabilirmi? Tüyleri diken diken edebilirmi? Edebiliyormuş. Buradan benim gibi kitabın başını görmeden son sayfasını okuyanlara sesleniyorum. Spoiler'in en büyüğünü yemek istemiyorsanız kesinlikle kitabın sonuna bakmayın!! Daha öncesinden Tatlı Sır'ın sonundaki 'sır' konusunda tüyo aldığım için kendime hakim oldum ve kitabın sonunu okumadım yoksa bütün sürprizi kaçacakmış. Yalnız yazarın hakkını vermek gerekir ki ben bunu otursam sabahlara kadar düşünsem böyle bir şey çıkacağı aklıma gelmezdi. Ne teoriler ürettim halbuki kendi kendime, yakınından bile geçememişim.

Hazal, Kurucunun Kızı'ı inceledi.
10 Tem 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Yorumumun tamamı için --->
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...kz-kitap-yorumu.html

Genelde karakterlere alışana ve onları sevene kadar kitabı okurken bir süre zorlanırım ancak bu kitapta hiç öyle bir şey yaşamadım, çünkü kitabı okumaya başlar başlamaz Ivy'yi ve Bishop'u çok sevdim. Bishop ya! Tatlılığın, iyi kalpliliğin diğer adı resmen. İnsan nasıl öldürebilir ki onu? Yazar gerçekten karakterlerin uyumu konusunda muhteşem bir iş çıkarmış. Şu anda tanıdığın en uyumlu çift hangisi diye sorsanız Bishop ve Ivy derdim büyük ihtimalle. Yalnız kitaba başlar başlamaz distopya türünden olması sebebiyle belki de, bana Eşleşme'yi hatırlattı ve hikaye ilerledikçe fark ettim ki evlilik sistemiyle falan cidden çok benziyor. Bu beni rahatsız etmedi ama kitabın eksik olarak gördüğüm tek tarafı betimlemelerde biraz sıkıntılar var gibiydi, çünkü ciddi anlamda yaşadıkları toplumu, çevreyi tam olarak kafamda canlandıramadım. Yine de kitap muhteşemdiiiiii ve o nasıl bir finaldi öyleeee? Ivy sen naptın kızıım? Amy, kitap öyle bir yerde biter mi? Yazarların kitapların sonunu bu kadar heyecanlı bitirip okuyucuya eziyet etmeleri kesinlikle yasaklanmalı!!! Nasıl bekleyeceğiz biz şimdi??

Hazal, Kızıl Yükseliş'i inceledi.
04 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yorumumun tamamı için ----> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...zl-yukselis.html?m=1 Uzun zamandır D&R'da görüp durduğum; kapağını, cildini ağzım sulanarak açıp incelediğim ve delicesine okumak istediğim bir kitaptı Kızıl Yükseliş. Sonunda bende okudum. İlk izlenimim ne mi? "Muhteşem kurgu, tanıdık bir hikaye ve çok fazla cinsiyetçi kelime." Şimdi bu şekilde söyleyince sanki olumsuz bir yorum yapacakmışım gibi oldu ancak kitabın etkileyiciliği o kadar yüksekti ki benim için, kusurları çok gözüme çarpmıyor bu yüzden.

Hazal, Aziz Bey Hadisesi'ni inceledi.
05 Oca 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Böyle kitapları okudukça edebiyata ; Özellikle Türk Edebiyatına olan aşkım, tutkum daha bir artıyor. Ve daha böyle nicelerinden bir haber olduğumu düşündükçe üzülüyorum. Aziz bey, zaafları, aksilikleri, gururu ve sevgisiyle bizden biri kesinlikle.

Hazal, Yaz Kılıcı'ı inceledi.
15 Oca 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Magnus Chase tabii ki bir yarı tanrı. Aslında yazın ve bereketin tanrısı olan Frey'in oğlu, ancak ölümlü dünyasında; Küçük yaştayken annesi öldürülmüş ve onu sahiplenen bir akrabası olmaması nedeniyle, sokaklarda yaşayan, kimsesiz, sıradan bir çocuk. 16 yaşına geldiğinde, bir gün; onu arayan birileri olduğunu fark ediyor ve hayatı bir anda değişiyor: Yıllardır görmediği dayısı Randolp ona gerçekte kim olduğunu anlatıyor, peşine ateş diyarının lordu düşüyor,9 diyarın en güçlü kılıcına sahip oluyor -kılıçta ayrı bir olay- ve daha sonra öldürülüyor. Evet tam olarak öldürülüyor! Hayır tabii kı hikaye burada bitmiyor. Aksine tam olarak burada başlıyor çünkü onurlu bir şekilde öldüğünü düşünen bir Valkyrie (kahraman olarak ölenleri Odin'in diyarına taşımakla görevliler) onu Valhalla(Odin'in hizmetinde ki askerlerin cenneti)'ya götürüyor. Burada bambaşka bir düzen karşılıyor Magnus'u: Sınırsız yiyecekler, her şeye sahip olduğu lüks bir oda, bir kaç arkadaş, her gün tekrarlanan ölüm antremanları (burada ölmek diye bir şey yok!) Ancak Magnus'un resmi olarak kabul edileceği günde -kader tanrıçaları sanırım, emin değilim- Valhalla'da beliriyor ve Magnus'un yanlışlıkla seçildiğini, yanlışlıkla öldüğünü, kaderinde Valhalla'nın olmadığını ve Magnus engel olmazsa 9 gün içinde Ragnorak'ın gerçekleşeceğini haber veriyorlar. Bu yüzden Yaz Kılıcını bulmak ve Tüm diyarların(9 diyar var) kıyameti olan Ragnorak'ın gelmesini engellemek amacıyla kahramanımız Valhalla'dan kaçıp dünyada ölürken kaybettiği Yaz Kılıcı'nın peşine düşüyor.

Çok fazla spoiler vermemek amacıyla ve devam edersem sabaha kadar anlatmam gerekeceği için konusunu burada kesmek istiyorum. Ama genel olarak bir yorum yapacak olursam başlarda İskandinav mitolojisine alışkın olmadığımız için yadırgıyoruz, ancak karakterler, diyaloglar, hikayeler o kadar muhteşem kurgulanmış ki bir süre sonra anlayamasakta! alışıyoruz ve hikaye akıyor resmen. Percy Jackson'da olduğu gibi yine eğlenceli bir atmosfer yaratmış yazarımız. Şu kadarını söyleyebilirim ki kahkahalarınıza engel olamayacağınız bölümler var :)

Hazal, Lola ve Komşu Çocuk'u inceledi.
18 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Bir Lola'mız var bu kız hafif çatlak :) Devamlı kostümlü partilerine gider gibi giyinen, rengarenk süslü püslü hayatı olan ve eşcinsel ebeveynleriyle yaşayan on yedi yaşında bir ergen. Bir de Sevgilisi Max var ki Lola'nın taaam zıttı. Ondan hem büyük hem de grubu olan bir rock'çı. Böyle serseri, asi, yakışıklı bir tip; dövmeler, uyuşturucu falan filan. Tam da bugüne kadar alışmış olduklarımızdan yani. Ama Lola'yı seviyor, Lola'da onu. Taaa kiiii, kızımızın ilk aşkı olan ve geçmişte kalbini feci kırmış komşu çocuk mahalleye geri taşınana kadar. Tahmin edersiniz ki olaylar bundan sonrasında biraz karmaşıklaşıyor.

Yorumumun tamamını görmek isterseniz: http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...nie-perkins.html?m=1

Hazal, Anansi Çocukları'ı inceledi.
 28 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 9/10 puan

Şimdi Şişko Charlie adında bir çocuk var. -gerçek adı Charlie Nancy- Ha bir de, sandığınız gibi şişko değil. Ben bunu arka kapak yazısında ilk okuduğumda gerçekten yine bir çocuk hikayesi okuyacağız sandım ama Şişko Charlie aslında koskoca bir adammış. Ve dediğim gibi babası bir tanrı. (Yeryüzünde ki bütün hikayelerin sahibi olan Anansi) Tabii ki Charlie'nin bundan haberi yok. O babasıyla ilgili çocukluğundan kalma kötü anılara sahip ve annesinin ölümünden sonra babasıyla tamamen ilişkisini kesip başka bir ülkeye taşınmış. Güzel, iyi bir kızla nişanlı ve normal bir işte çalışan sıradan bir insan kendisi. Hatta görüp görebileceğiniz en sıradan karakterlerden. Şöyle ki, Şişko Charlie tam düğün hazırlıkları sırasında babasının ölüm haberini alıyor. Sonuçta babası değil mi? İstemese de mecbur gidiyor cenaze törenine. Gidiyor gitmesine de o günden itibaren bütün hayatı değişiyor Charlie'nin. Çocukluğunun geçtiği mahallede ki eski komşuları sayesinde babasının bir tanrı olduğunu ve aslında Örümcek adında bir kardeşi olduğunu öğreniyor. İlk başlarda her mantıklı insanın yapacağı gibi inanmıyor tabii ki ama içine bir kurt düşüyor neticede ve bir akşam kardeşini çağırıyor...

İşte o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmuyor Charlie için. Şimdi Charlie'yi bir gözünüzün önüne getirin. İçine kapanık, iyimser, hatta çoğu zaman görmezden gelinebilecek kadar silik bir karakter. Vee Örümcek onun tam tersi. Hatta çoook daha fazlası. Ayrıca Charlie'nin aksine büyü yeteneğine sahip. Ve bu kardeş, İşi ve nişanlısı da dahil olmak üzere Charlie'nin hayatına bir "el atmaya" karar veriyor. Sanırım olacakları tahmin edebiliyorsunuzdur.

Hazal, Marslı'ı inceledi.
 04 Şub 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Kitap, bir Mars görevi sırasında aniden oluşan bir fırtına sebebiyle Ares 3 mürettebatının görev iptali yaparak gemiye dönmeye çalışmalarıyla başlıyor ve bu fırtına esnasında başkahramanımız Mark Watney'in yaralanması ve mürettebatının Mark'ı öldü zannederek mecburi kalkış yapması sonucu Mark'ın Mars'ta tek başına geçirdiği 1.5 yıl süresince verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor.

Kitap, bilim-kurgu meraklılarını tatmin edecek düzeyde bilimsellik -hatta bolca bilimsellik- barındırıyor ancak bunlar hikayenin akışını çok kesmişti bence, bu nedenle ben bir çok yerde sıkıldım ve hatta zaman zaman bırakmayı bile düşündüm.

Hazal, Nar Ağacı'ı inceledi.
 13 Mar 2016 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sadece hikaye yönüyle de değil her yönden muhteşem ve farklı bir kitaptı Nar Ağacı... Hem tarihi yönden doyuruyor sizi hem de edebi bir dili var ancak bu öyle sizi korkutmasın çünkü kitap olay ağırlıklı ilerlediği için sayfalar akıp gidiyor elinizden, tabii bu yolculuk sırasında altını çizeceğiniz bir çok cümle olacak, nerede okursanız okuyun kaleminizi yanınızdan eksik etmeyin derim ben :)

Yorumumun tamamı için bloguma beklerim.
http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/...nazan-bekiroglu.html