Hıncal Uluç bugünkü köşesinde arkeolojinin bir "hırsızlık", tüm arkeologların da "hırsız" olduğunu ima eden bir yazı kaleme almıştır. Örnek olarak da geçmişte yakın çevresindeki bazı arkeologları vermiştir. Sayın Uluç bu tür "kriminal" şahıslarla yakın dostluk kurmuş, ziyaret ettiği evlerinde illegal yollarla elde edilmiş eserleri keyifle incelemiş ve bunları Türk hükûmetine haber vermemiş olabilir; ancak yazısından anlaşıldığı üzere zorluklar içinde mesleğini icra eden arkeologlardan hiç dost edinmemiştir. Mesleğini icra ederken sakat kalan, hatta 1991 yılında Nusaybin'in Girnavaz kazılarında terör saldırısı sonucu kazı alanında yaşamını yitiren genç arkeologlardan da bihaberdir. Maalesef Türk Medyasında önemli köşeleri tutanlar Zeugma'nın varlığından bile Amerikalı gazeteci-yazar Stephen Kinzer'in New York Times'ta çıkan yazısı sayesinde haber olacak kadar da kendi ülkesinin kültürel varlığından bihaberdir. Oysa bu yazı çıkana kadar Zeugma kazıları 10. yılını tamamlamak üzereydi. Sayın Uluç'un bu beyanı Türk Medyasının arkeoloji cehaletinin ne ilk, ne de son örneği olacak gibidir! Sayın Uluç bu yazısıyla gerek üniversitelerde, gerekse Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan ve kazılarda büyük özverilerle çalışmalara katkıda bulunan arkeoloji öğrencilerine büyük saygısızlık yapmıştır.