Bazen bir hikaye sadece anlatılanla sınırlı kalmaz, arkasında bıraktığı soru işaretleriyle okurun zihninde büyümeye devam eder. İsa Özinan’ın "Herşey Böyle Başladı" eseri tam olarak bu etkiyi yaratıyor.
Kitap, Milli Mücadele’nin sadece cephedeki askerlerle değil; evini, yavrusunu, canını arkada bırakıp vatan savunan Anadolu kadınlarının omuzlarında yükseldiğini bir kez daha çok güçlü bir şekilde hatırlatıyor.
Eğer gizem, macera ve fantastik ögelerin bir arada olduğu, akıcı ve merak unsurunun canlı tutulduğu yerli kurguları seviyorsanız, "Herşey Böyle Başladı" genel olarak okurlardan geçer not almış, şans verilmesi gereken bir eser olarak öne çıkıyor.
Kurtuluş Savaşı’nın o çetin, soğuk ve imkansızlıklarla dolu günlerinde; Kastamonu’dan Ankara’ya cephane taşırken, donmasınlar diye kundağındaki bebeğinin üzerindeki battaniyeyi mermilerin üzerine seren ve aziz vatan toprağı uğruna donarak şehit düşen Şerife Bacı’nın destansı hikayesini okuyoruz bu eserde.
Kitap, adının hakkını verircesine her şeyin nasıl başladığına dair felsefi ve gizemli bir zemin hazırlıyor. Karakterlerin yıkıntılar arasındaki mücadelesi ve zaman kavramıyla olan amansız yarışları çok iyi aktarılmış.