Din ve dünyayı birleştirmek, zıtları bir araya getirmek gibi zor bir durumdur. Öyleyse ahireti isteyen kişiye düşen dünyaya değer vermemektir. Günümüzde dünyayı hakiki anlamda terk etmek zor olduğundan onu hükmen terk etmek bir zorunluluktur.
Dünyayı hükmen terk etmek, dini işlerde yüce şeriatın hükümlerine bağlanmaktır. Yeme, içme ve barınma işlerinde ser'i sınırlara uymaktır. Bu konularda dinin koyduğu sınırları aşmamak ve zekâta tâbi olan malların ve hayvanların farz olan zekâtların vermektir.
Hayat dinin emir ve hükümleriyle donatılinca dünyanın zararından kurtulmak da mümkün olur. O zaman dünya-ahiret birlikteliği sağlanmış olur. Ancak kişi, terkin bu kadarını da gerçekleştiremiyorsa, öyle kimse konumuzun dışındadır. Bu durumdakiler münafık hükmündedir, Onun bu şekli imani, ahirette kendisine fayda sağlamayacak, dünyada ise canını ve malını korumaktan öte gidemeyecektir.