İmam-ı Rabbânî

İmam-ı Rabbânî

Yazar
9.7/10
181 Kişi
·
430
Okunma
·
242
Beğeni
·
5432
Gösterim
Adı:
İmam-ı Rabbânî
Tam adı:
İmâm-ı Rabbânî / Ahmed Sirhindî
Unvan:
Hindistan'da yaşamış İslâm âlimi ve tasavvuf önderi
Doğum:
Sirhind-Fategarh, Hindistan, 26 Haziran 1564
Ölüm:
1624
Ahmed Sirhindi, daha çok bilinen adıyla İmam-ı Rabbani veya İmam-ı Rabbani Ahmed el- Farukî El Serhendi, (d. 1564, Babür İmparatorluğu - ö. 1624), Hindistan'da yaşamış İslâm âlimi vetasavvuf önderi.

Yaşamı

1564 yılında, o zamanlar Babür İmparatorluğu egemenliği altındaki Hindistan'ın Serhend (Sirhind, Chandigarh) şehrinde doğdu. Ömer ibn Hattab'ın soyundan geldiği için 'el-Faruk' lakabını almıştır. 1624 yılında, 63 yaşındayken vefat etmiştir. Genel olarak Nakşibendi tarikatı mensubudur fakat Kadiriyye, Çeştiyye gibi diğer tarikatlar arasında da saygın bir yeri vardır. Nakşibendi tarikatınınMüceddidiyye kolundandır.

Düşünce yapısı ve mücadelesi

Babası ve Baki Billah gibi alimlerden dersler alarak İslami konularda birikime sahip oldu. Temel düşüncesi tasavvuf merkezlidir. Fakat mektuplarında şeriatsız bir tasavvuf anlayışının olamayacağını dile getirerek, önce şeriat kurallarının yerine getirilmesini tavsiye ederdi. Yirmi yaşlarındayken Baki Billah'ın muridi oldu. Kendisine Baki Billah tarafından icazet ve halifelik verildi.

Ekber Şah'ın islama karşı tahrif ve yeni bir din oluşturma çabasına karşı mücadele vermiştir ve Ekber Şah'ı eleştirmiştir. Din-i İlahi adlı bu yeni oluşumun çok yaygınlaşmaması İmam-ı Rabbani'nin başarısı kabul edilir.

Ekber Şah'dan sonra, yerine geçen oğlu Cihangir Şah, ordu içinde mürit sayısı arttığı için vezirleri tarafından bir tehdit oluşturduğunun söylenmesi üzerine Rabbani'yi hapse attırmıştır. Cihangir Rabbani'yi bir sene sonra hapisten çıkararak sohbetine aldı.

Rabbani, onlarca mürşit yetiştirip Hindistan'ın değişik bölgelerine göndererek halkı irşat ettirdi. Ehl-i Sünnet inancıyla yaşayıp yeni kavramlarla tasavvuf ıstılahını genişletti. Mektuplarında, yaşadığı tecrübeleri anlatmasıyla sonraki sufilerin bir ıstılahî kaynağa sahip olmasını sağladı.

Rabbani bazı kesimlerce ikinci bin yılın müceddidi ve müctehid kabul edilir. İslam hükümleri ile tasavvufu birleştirmesinden dolayı 'Sıla' ismi de verilmiştir.

Rabbani insanı dünyada ve ahirette yükseltecek olan tevazunun ne olduğu ve kurtuluşun ancak Ehl-i Sünnet'e uymakla olduğu bildirmiştir. Talebelerine ilim tahsilini sıkı sıkı emretmiş, taassuba ve yobazlığa karşı mücadeleye çok önem vermiştir. Dini, cahillerden öğrenmeyi men etmiştir. Devamlı kitap okumalarını, ilim öğrenmelerini istemiş, önce itikadı düzeltmenin, sonra fıkıh bilgilerini öğrenmenin gerekliliğini anlatmıştır.

Eserlerinde, iman ve Kur'an ahlakı anlatılmakta, Allah'ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, ihlası, ruhu, şeytanla ve nefsle olan cihadı ve Allah'a samimi olarak nasıl yakınlaşılabilineceğini, peygamberlere ve dört halifeye uymaya çalışmanın gerekliliğini anlatmaktadır. Müminlerin kendi içinde bölünmüş olduğunu, ancak sadece Ehl-i sünnete uyanların kurtulacağını söylemiştir. Birlik olunması ve Müslümanlığın yayılması gerekliliğini üzerinde çokça durmuştur.

Ehl-i Sünnet reyince ikinci bin yılın yenileyicisi (müceddid-i elf-i sâni) kabul edilmiştir. 63 yaşında doğduğu şehirde vefat eden Ahmed Sirhindi'nin türbesine bölgesinde Ravzayı Şerif denir.
Ders vermek, va'z etmek ve dînî yazı, kitâb, mecmû'a çıkarmak, ancak, Allah rızâsı için olduğu vakt ve mevkî', mal ve şöhret kazanmak için olmadığı zemân fâideli olur. Böyle hâlis, temiz düşünmenin alâmeti de dünyâya düşkün olmamakdır. Bu belâya düşmüş, dünyâyı seven din adamları, hakîkatda dünyâ adamlarıdır. Kötü âlimler bunlardır. İnsanların en alçağı bunlardır. Din, îmân hırsızları bunlardır. Hâlbuki bunlar, kendilerini din adamı, âhiret adamı ve insanların en iyisi sanır ve tanıtır.
İmam-ı Rabbânî
Sayfa 34 - Hakîkat Yayıncılık
Her şekil dardır, ma'na nasıl sığar?
Dilenci kulübesinde, sultanın ne işi var?
Şekle bakan gafil, ma'nadan ne anlar?
Cemali görmeyince, cananla ne işi var?
Aşıkın gönlü bir güzele takılınca,
Rahat eder mi, başkasına kavuşunca?

Yüz demet fesleğen verseler bir bülbüle,
Hiç koklamaz onu, yine gider bir güle.

Nilüfer otu, güneşe olunca aşık,
Ondördüncü ayı görmek ister mi artık?

Ciğeri yanan, arar hep suyun tadını,
Çok şeker verseler de, hiç beğenmez onu.
214 syf.
"Mebde' ve Me'âd Risalesi"ni önceleri prof. dr. Necdet Tosun çevirisinden okumuştum. Semerkand yayınlarından çıkan bu çeviriyi ise ilkine kıyasla tavsiye edemem.

İmâm-ı Rabbânî, bilen ve okuyanlarına malumdur ki, öylesine, bir okunuşta anlayabileceğimiz âlim değildir. Defalarca okusakta anlayamayız. Zamanla ve zamanında ihtiyaç miktarınca okumak en doğru olanıdır. Bu yüzden son okumam olmayacaktır, yakın zamanlarda yine okumak arzusunda olacağım. Hatta, itiraf edeyim ki, anlamaktan çok bereketlenmek için okurum. Çünkü, tasavvufi hakikatlerin öyle derinlerinde seyrediyor ki, şu aşağıdaki mısraları hatırlamamak elimde değil:

Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var;
Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var.

("Çile", Necip Fazıl Kısakürek)

Mebde' ve Me'âd, istifade edildiği ilmi alana göre anlam kazanan arapça kelimelerdir. Tasavvufta, bu yolun başlangıç ve sonunu ifade eder ki, okuduğumuz risalede ihtiva ettiği ma'na da bundan ibarettir. 'Bu yol' dediğimiz nasıl bir yoldur ki, onun başlangıcı ve sonundan bahsetmişler? Tasavvuf yolu veya hâl ilmi yolculuğu... Başlangıcı/çıkış noktası şeriat, sonu/dönüş (bitiş) noktası yine şeriattır. Taklidi iman/taklidi âmelden, tahkiki iman/tahkiki âmele dönüş... Şeriat çizgizinden "kıl ucu" kadar ayrı kalan tasavvuf, tasavvuf değil, birilerinin taş atmak için uydurduğu "mistik" yorumlardır. Ayrıca, konu olmuşken bu 'başlangıç ve son' meselesine, "beşikten mezara ilm" diyen hadis-i şerif açısından da bakalım. Hemen ifade edelim ki, bu 'başlangıc ve son' ilmde değil, hâl olarak ilmde başlangıc ve bitiştir. Bu nasıl bir şey? sorusuna cevap vermek haddimizi aşmak olur. (Alçak gönüllü olmanın yeri değildir, düpedüz gerçeği söylüyorum.) Dolayısıyla hadis'e ters düşecek durum söz konusu olamaz.

İmâm-ı Rabbânî'nin, "Doğruyu ilhâm eden yalnızca Allahü teâlâdır." diyerek sözü kısa kestiği yerde, sözün uzatılamıyacağı vakit sözü uzatmanın anlamsızlığını derk etmek benim payıma düşsün...

Selametle.. Sevgiyle..

Not: İki çeviriye değindim, ikisi de tercihen kitaplığınızda yer edinebilir. Şu an "tepesine" not düştüğüm bu kitabı tercih ederseniz ilave olarak 65 sayfalık, İmâm-ı Rabbânî hakkında bilgi edinme şansını da yakalamış olursunuz.
512 syf.
·68 günde·Beğendi·10/10
Mektûbat Tercemesi

971 [m.1563] de doğan ve 1034 [m.1624] de vefât eden, ikinci bin yılın müceddîdi, İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendi hazretleri, Kur’ân-ı kerîm ve Hadîs-i Şerîflerden sonra, en kıymetli üçüncü kitâb olan (MEKTÛBÂT) kitâbını yazmışdır. İnsanoğlunun rûhî hastalıklarının tedâvî yollarını göstermiş, islâm dînine nasıl inanılacağı, ibâdetlerin ehemmiyyeti, Evliyâlık, Resûlullahın güzel ahlâkı, islâmiyyet, tarîkat ve hakîkatin ayrı ayrı şeyler olmadıklarını îzâh etmişdir. Üç cild ve aslı fârisî olan mektûbât kitâbında (536) mektûb vardır.
263 syf.
·10/10
Evvela şunu belirteyim, Semerkand yayınlarının çıkardığı kitaplar her zaman mükemmel olmuş, ve bir çok konuda kendimi geliştirmeme vesile olmuştur. Emeği geçen herkesten Rabbim gani gani razı ve hoşnut olsun...

Kitap İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatı hakkında kafi derecede bilgi vererek başlıyor. Ve daha sonra İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatı boyunca temel olarak savunduğu 3 ana başlık altında devam ediyor. Bunlar iman, amel ve ahlak yani tasavvuftur. Bu başlıklar meşhur Cibril hadisine işaret ediyor. Merak edenler Cibril hadisini araştırabilir.

Mektubat-ı Rabbani okumak isteyenlerin, kitaba hazırlık mahiyetinde bu kitabı okuyarak ön bilgi sahibi olmaları ve Mektubat-ı daha iyi anlayabilme açısından önemli bir çalışma/eser olmuş. Kitap her kesimin anlayacağı dilden tertip edilmiş..

Tekrardan emeği geçen herkesten Allah razı olsun diyor, okumak isteyenlerin de okuyup amel etmelerini Rabbim'den niyaz ediyorum..
İslamiyyet ve tasavufun bir kitapta toplandığı eşsiz bir eser. İmam-ı Rabbânî hazretlerinin kıymetli mektuplarından oluşmaktadır. Tamamı 3 cilttir. Okuyan tanıdıklarım arasında hayata karşı pozitifliği, güncel yaşamda ki zorluklara karşı cesaret artışını ve zorluklara direnme yetisinin arttığını görünce okumaya karar verdiğim ve çok faydasını gördüğüm bir kitap. Okuyan talihli kimse asla ve asla pişman olmaz. Şiddetle tavsiye ederim...
512 syf.
·Beğendi·10/10
etkisini uzun süre üstün de hissettiren tasavvufa giriş kitabı...

iki kere hem okuyup hem de üstüne notlar tuttuğum kitap üçüncüsü de kitaplığımda...
insana varoluş amacından sonu olmayan güne kadar ki yolculuğunda gerekli olan bilgileri bulunduran kitap

bilinmeyenlerin kolay anlaşılmasını sağlayan


gönlün yapısını ne olduğunu
insanının yabancı olduğu ruh dünyasını kendisine anlatan kitap...
142 syf.
·10/10
Kitap İmam Rabbani nin mektubat in daki bazı mektupları ele almaktadır. Özellikle varlık, vahdaniyyet meselelerine ışık tutmaktadır. İbni Arabi ile olan görüşlerinin ortak ve ayrıldığı yerler ele alınmıştır. Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i șuhud gibi kavramları merak edenlerin çok istifade edecegi bir eser.
263 syf.
Ruhumu doyurduğum, çizgilerimi sorguladığım, hak terazisinde amellerimi sorguladığım bir kitap oldu, felsefe - din - ilim - sanat ve hayat ne olursa olsun insan bilmeli öğrenmeli, mutlaka okunması gereken bir kitap, kafanızda uydurduğunuz islamı değil, hak olan, uymanız gereken islami anlatan bir kitap, İmâm-ı Rabbanî [kudduse sırruhü] Allah ondan razı olsun ..
1544 syf.
·439 günde·Beğendi·10/10
1544 sayfalık insan eliyle yazılan eserlerden her Harf ve kelime itibariyle insanın varoluşsal sıkıntılarının çözümünün kolaylıkla olabileceğini bildiren. ..Hindistan topraklarında yüz binlerce insanın hidayetine vesile olan İMAMI RABBANİ'nin baş yapıtı mektuplardan oluşan bir çok soruya cevaplar verdiği bu eseri alelaceleye getirmeden sindire sindire 1 yıl gibi bir müddette bilinçli olarak uzatarak okudum . ...her hücrem istifade etsin diye. . ..
168 syf.
·Beğendi
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Kitap daha çok tasavvuf hayatının içinde olanlara yönelik. Ama neyin nasıl olduğu manevi yolun mertebeleri çok iyi anlatılmış. Dili ağır ve çok fazla tasavvufi terim içeriyor. Ama oldukça hayran olacağınız müthiş bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
İmam-ı Rabbânî
Tam adı:
İmâm-ı Rabbânî / Ahmed Sirhindî
Unvan:
Hindistan'da yaşamış İslâm âlimi ve tasavvuf önderi
Doğum:
Sirhind-Fategarh, Hindistan, 26 Haziran 1564
Ölüm:
1624
Ahmed Sirhindi, daha çok bilinen adıyla İmam-ı Rabbani veya İmam-ı Rabbani Ahmed el- Farukî El Serhendi, (d. 1564, Babür İmparatorluğu - ö. 1624), Hindistan'da yaşamış İslâm âlimi vetasavvuf önderi.

Yaşamı

1564 yılında, o zamanlar Babür İmparatorluğu egemenliği altındaki Hindistan'ın Serhend (Sirhind, Chandigarh) şehrinde doğdu. Ömer ibn Hattab'ın soyundan geldiği için 'el-Faruk' lakabını almıştır. 1624 yılında, 63 yaşındayken vefat etmiştir. Genel olarak Nakşibendi tarikatı mensubudur fakat Kadiriyye, Çeştiyye gibi diğer tarikatlar arasında da saygın bir yeri vardır. Nakşibendi tarikatınınMüceddidiyye kolundandır.

Düşünce yapısı ve mücadelesi

Babası ve Baki Billah gibi alimlerden dersler alarak İslami konularda birikime sahip oldu. Temel düşüncesi tasavvuf merkezlidir. Fakat mektuplarında şeriatsız bir tasavvuf anlayışının olamayacağını dile getirerek, önce şeriat kurallarının yerine getirilmesini tavsiye ederdi. Yirmi yaşlarındayken Baki Billah'ın muridi oldu. Kendisine Baki Billah tarafından icazet ve halifelik verildi.

Ekber Şah'ın islama karşı tahrif ve yeni bir din oluşturma çabasına karşı mücadele vermiştir ve Ekber Şah'ı eleştirmiştir. Din-i İlahi adlı bu yeni oluşumun çok yaygınlaşmaması İmam-ı Rabbani'nin başarısı kabul edilir.

Ekber Şah'dan sonra, yerine geçen oğlu Cihangir Şah, ordu içinde mürit sayısı arttığı için vezirleri tarafından bir tehdit oluşturduğunun söylenmesi üzerine Rabbani'yi hapse attırmıştır. Cihangir Rabbani'yi bir sene sonra hapisten çıkararak sohbetine aldı.

Rabbani, onlarca mürşit yetiştirip Hindistan'ın değişik bölgelerine göndererek halkı irşat ettirdi. Ehl-i Sünnet inancıyla yaşayıp yeni kavramlarla tasavvuf ıstılahını genişletti. Mektuplarında, yaşadığı tecrübeleri anlatmasıyla sonraki sufilerin bir ıstılahî kaynağa sahip olmasını sağladı.

Rabbani bazı kesimlerce ikinci bin yılın müceddidi ve müctehid kabul edilir. İslam hükümleri ile tasavvufu birleştirmesinden dolayı 'Sıla' ismi de verilmiştir.

Rabbani insanı dünyada ve ahirette yükseltecek olan tevazunun ne olduğu ve kurtuluşun ancak Ehl-i Sünnet'e uymakla olduğu bildirmiştir. Talebelerine ilim tahsilini sıkı sıkı emretmiş, taassuba ve yobazlığa karşı mücadeleye çok önem vermiştir. Dini, cahillerden öğrenmeyi men etmiştir. Devamlı kitap okumalarını, ilim öğrenmelerini istemiş, önce itikadı düzeltmenin, sonra fıkıh bilgilerini öğrenmenin gerekliliğini anlatmıştır.

Eserlerinde, iman ve Kur'an ahlakı anlatılmakta, Allah'ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, ihlası, ruhu, şeytanla ve nefsle olan cihadı ve Allah'a samimi olarak nasıl yakınlaşılabilineceğini, peygamberlere ve dört halifeye uymaya çalışmanın gerekliliğini anlatmaktadır. Müminlerin kendi içinde bölünmüş olduğunu, ancak sadece Ehl-i sünnete uyanların kurtulacağını söylemiştir. Birlik olunması ve Müslümanlığın yayılması gerekliliğini üzerinde çokça durmuştur.

Ehl-i Sünnet reyince ikinci bin yılın yenileyicisi (müceddid-i elf-i sâni) kabul edilmiştir. 63 yaşında doğduğu şehirde vefat eden Ahmed Sirhindi'nin türbesine bölgesinde Ravzayı Şerif denir.

Yazar istatistikleri

  • 242 okur beğendi.
  • 430 okur okudu.
  • 98 okur okuyor.
  • 558 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları