Gönderi

Puan vermedi·496 syf.··
2022 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2022 09:26
İmam-ı Rabbani hazretlerinin üç ciltten oluşan mektubat adlı eserinin tercümesi şeklinde hazırlanmış, tasavvuf ve şeriatın birbirinin zıddı ilimler olmadığını, aksine her iki ilminde birbirinden beslendiğini belki de en güzel şekilde ortaya koyan bir kitap. Kitapta tasavvufi meseleleri fıkhi ve kelami açıdan değerlendiren İmam-ı Rabbani hazretleri, aynı zamanda geçmişte ve günümüzde ortaya çıkan çoğu probleme çözüm sunmuş, anlaşılması zor olan çoğu meseleyi herkesin anlayabileceği seviyede izah etmiştir. Özellikle vahdet-i vücud meselesini bir kaç farklı mektubunda değerlendirerek basit bir şekilde açıklamaya çalışmıştır. Tasavvufi meselelerin diğer İslami ilimler de özellikle fıkıh ve kelam ilminde nasıl değerlendirildiğini merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Aynı zamanda tasavvufun farklı kültürlerden beslendiği iddiasıyla, sanki şeriata muhalifmiş gibi görünen ve bu anlamda da yapılan eleştirilere ayet ve hadislerle cevap vererek, aslında bu ilmin şeriatın dışına çıkacak bir anlayışı olmadığını en güzel şekilde ortaya koymuştur. Yapılan bu tercüme diğerlerine kıyasla daha açık ve anlaşılır olmuş, fakat sadece belirli mektuplar yerine tümü bu şekilde tercüme edilirse çok daha iyi olacağını düşünüyorum.
Din
Mektubat-ı Rabbani'de Şeriat ve Tasavvufİmam-ı Rabbânî · Altınoluk Yayınevi · 201730 okunma
·
711 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İsra ve Miraç Mucizesi Nedir ? İsra ve Miraç Olayı Ne Zaman, Nerede Ve Nasıl Gerçekleşmiştir? Hicretten bir buçuk sene evvel ve Receb ayının 27. gecesinde İsrâ hâdisesiyle Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülen Peygamber Efendimiz’e, buradan semâvâta urûc etme, yâni Miraç şerefi bahşolundu. Gerçekten, Mescid-i Aksâ’ya varan Hz. Peygamber buradan Cebrâîl’in (a.s.) rehberliğinde “Sidretü’l-Müntehâ”ya kadar çıktı. Müslim’den rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur: “Resûlullâh’a (Miraç’ta) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi…” (Müslim, Îman, 279) Âyet-i kerîmede, bu kudsî yolculuk şöyle ifâde edilmektedir: “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (el-İsrâ, 1) Diğer bir âyet-i kerîme de, bu ilâhî yolculuktaki hikmetli tecellîleri şöyle ifâde etmektedir: “O dem ki Sidre’yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu. Peygamberin gözü kaymadı, şaşmadı, sınırı aşmadı da. Vallâhi gördü, hem de Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.” (en-Necm, 16-18) MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN .