Canbeey

Duru akıl sahibi herkesin, Allah'ın habibi Muhammed Mustafa'nın (s.a.v) sünnetine hem dış görünüşü hem de gönülden tâbi olması gerekir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şeyh-i Ekber Muhyiddin b. Arabi "el-Fütûhâtü I-Mekkiyye" isimli eserinde şöyle der: Fâtiha'yı okuduğun zaman Besmele ile Fâtiha arasını açma,vaslet, yani besmeleyi ona bitiştir! Zira Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) yemin ederek Cebrâil'den, o da yemin ederek Mikail'den, o da yemin ederek isrâfil' den, o da yemin ederek Allâh-u Teâlâ' dan şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey isrâfil! izzetime, celâlime, cömertiğime ve keremime yemin olsun ki, besmeleyi Fâtiha' ya birleştirerek bir kere okuyanı bağışlarım. Şahit olun; onun iyi amellerini kabul ederim, kötü amellerini bağışlarım. Dilini ateşte yakmam kabir azabından da kıyâmet gününün azabından da salim kılarım. O bana enbiyadan ve evliyâdan önce kavuşur."
Selamün aleyküm hayırlı sabahlar... Sizlere bir iki gün önce gördüğüm rüyayı anlatacağım. Sabah namazını kılıp oturur vaziyette uyukladım ve bir rüya gördüm ama öyle bir rüya hayatım boyunca görmedim nefesim kesildi ruhum yerinden çıktı. Mahşer alanındaydım... öyle kalabalık öyle korkunç bir manzara var ki aklım almıyor. Sonrasında babamın adı ile beni çağırdılar teraziye doğru yürüdüm ama yürüdükçe gözümde kocaman oluyor dağlar gibi büyüyor terazi. Sonrasında amel defterimi gördüm açıldı bana defter... Arkadaşlarım, kardeşlerim, dostlarım konuştuğum ağzımdan çıkan en ufak bir harf bile yazılmıştı... Ben onları okurken nerde söylediğim hafızamda bir bir canlandı adeta ettiğimiz kötü sözler yalanlar gıybetler hepsi harf harf nokta nokta yazıyordu amel defterimde dizlerim kırıldı resmen. Gözümü açtığımda nefesi zor alır haldeydim... Allah icin dikkat edelim. Sizlere İmam Gazâli'nin dil belası kitabını tavsiye ediyorum selametle kalın 🌙
Yar bir nazar eyledi aşkından kül eyledi Mevlaya kul eyledi gül kokulu sultanım🤎
İftiranın Kararmış Dili, Hakikatin Güneşini Örtemez Zalim dilin iftiralarıyla sarsılmaz bu menzil, Çünkü o menzil, sabırla yoğrulmuş, çileyle yoğrulmuş bir ulu dergâhtır. Nureddin Yıldız’ın dilinde menzile çamur atma gayreti, hakikati gizleme teşebbüsünden başka bir şey değildir. 80 ihtilalinde sağcısı da solcusu da zindanlara atılırken, doğudaki o şerefli tekke güya devlet tarafından önü açılmış diye iftira ediyor. Oysa ki gerçek tam aksinedir: O sürec dediği gibi değil, bilakis tam aksine Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Hazretlerinin sürgünle imtihan edildiği, tekkesinin tarumar edildiği, yıllarca sofilerin şeyhlerini dahi göremediği, acıların ve çilelerin gölgesinde sabırla ayakta kaldığı bir menzildi. O çileler, kaleme alınsa ciltlerle kitap olur. Fakat bütün bunlara rağmen o kapının büyükleri asla devlete düşmanlık etmedi. “Devlet bizim devletimizdir” dediler. Kenan Evren ve yoldaşlarının zulmünü evet yaşadılar, evet devlet gücüyle o zulümler işlendi, fakat onlar “devlet”i düşman bilmediler; “Bu milletin devletidir, devletin gücünü istismar edenler devlet değildir zalimdir” diyerek vakarlarını muhafaza ettiler. Bugün hâlâ aynı noktadayız, elhamdülillah. Dün çileye sabreden, bugün sabırla yoluna devam eden bu şerefli kapı, hakikatin nurunu taşımaktadır. Senin gibi iftira ile, devlet düşmanlığıyla varlık arayanların dili keskin olabilir ama hakikatin nuru onların gözünü kamaştırır. Allah Teâlâ o mübarek menzilin hizmetinde bulunan sadat ı kirâm ın nurlu tekkesini korusun, sabırla yoğrulmuş yollarını daim etsin, iftira ile gölgelenmeye çalışan hakikat güneşini daha da parlatsın. Sen ki, Fahr-i Âlem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın kemâline dil uzatacak kadar cür’etkâr olmuşsun. O Zât ki, kâinatın iftiharı, ins ü cinne rehber, hakiki mürşid-i kâmildir; Sen