Bilmis ol ki, her bir şahsin yaptığı zulme, benzerleriyle karşılık vermek caiz değildir. Mesela gıybete gıybetle, tecessüse tecessüsle karşılık vermek, sövmeye sövmekle mukabele caiz değildir! Diğer günahlar da böyledir. Ancak kısas ve cezalandırmak, Allah nizamınin belirttiği nisbet ve oranda olur.
Hz. Ali (r.a.) söyle demiştir: "Hayır, senin mal ve evladının çoğalması degildir. Ancak hayır, senin ilminin çoğalması, hilminin büyümesi, Allah ibadetiyle halka karşı böbürlenmemen, iyilik yaptığın zaman Allah'a hamd etmen, kötülük yaptiğın zaman Allah'tan af dilemendir.
"Sizin en pehlivanınız ve en erkeğiniz o kimsedir ki, öfkelendiği zaman nefsine hâkim ve galib olur! Sizin en haliminiz, dismanından öç ve intikam alma imkân olduğu halde, onu affeden kimsenizdir."
İkincisi:
Nefsini Allah'ın azabıyla korkutmaktır. Şoyle ki:
Allahın bana karşi olan kuvvet ve kudreti, bu insana karşı benim gücümden daha büyüktür. Eğer ben bu insana öfke- min icabın tatbik edersem, Allah'ın yarin affedilmeye en muhtaç olduğum bir anda, öfkesini benim hakkımda tatbik etmeyeceğinden emin değilim, demesidir. Allah Teâlâ, kadim olan kitablarının bazlarında buyurmuştur: "Ey Adem'in oğlu! Öfkelendiğin zaman beni hatǰrla ki, ben de öfkelendğim zaman seni hatrlamıs olaym ve yok edilecekler ansnda seni yok etmemiş olayım."
Birincisi:
Bizim bundan sonra, öfkeyi yutmak, affetmek, halimlik göstermek, ziyet ve meşakkatlere gögüs germek hakknda zikredeceğimiz haberleri (hadisleri) düşünmektir. Dolaysıyla onun sevabını elde etmeye teşvik edilmiş olur. Öfkeyi yutmaktan elde edilen sevaba kavuşmak isteği, intikam alınmak suretiyle gönlünü rahat ettirmekten insanı alikor ve dolayısıyla kabaran öfkesini söndürür.