"Bazı yazarlar 'kaplumbağaların sırtına mumlar dikilirdi ve lale tarlalarının arasına salınırdı...' diye çerağan sefalarını ne kadar yanlış ve kaba anlatırlar. Halbuki o devrin bir adamı, Kâtip Salahî Efendi şöyle yazıyor: '...menşurlu (prizmalı) billur kandiller lalelerin arasına konulur, kandillerin ışığını o menşurlar, çiçeklere aksettirir, bu suretle ışıklanan binlerce rengârenk lalenin gece seyrine doyum olmaz."
Abbasi halifelerinden filozof Memun, "İnsan üç çeşittir" diyor, "bir kısmı gıda gibi her zaman ve her yerde lazımdır. Bir kısmı deva gibidir, yerinde ve zamanında lazımdır, bir kısmı da illet gibidir, Allah bizi onlardan korusun."
"Lale Devri, felaketli harflerden ve azametli toprak kayıplarından sonra büyük bir vezirin himmetiyle büyük bir Kkalkınma devrinin adıdır ; tabaka tabaka bütün toplum hayatında güler yüzlü, ümitli ve neşeli bir kalkınma devri."
"Lale Devri'ni kendinden evvel ve sonraki zamanlardan ayıran hususiyet, bu devirde dünya nimetlerinin ve zevkusefanın en aşağı tabakalara varınca tanınmış olmasıdır."