Kağıda yazdıklarımı kaç defa sildiğimi hatırlamıyorum. Ne yazsam, nerden başlasam, nasıl anlatsam karar veremiyorum bir türlü.
Hep eksik yarım kalıyor yazdıklarım, söylediklerim. Cümle sonuna gelen üç nokta bile beni daha çok anlatıyor...
Günlük hayatında da fazla konuşan biri değilim zaten. Zorunda kalmadıkça konuşmam. Dinlerim sürekli, insanları, bulutları, ağaçları, yıldızları. Kimi gece saatlerce bakışırım dolunayla ama anlatamam derdimi yinede. Kelimelerin mânâsı yetmiyor kendimi ifade edebilmeme. Yeni bir dil yeni bir yazı gerek. Kimsenin anlamadığı dilden. Gerçi yeryüzünde bilinen bütün dillerle derdimi anlatsam bile yine kimse anlamayacak. Ben ve düşüncelerim öylesin yalnız kalacağız kalabalıkta. Bazı düşünceler kabuğu kalkmış yara gibidirler. Acısı geçmiştir fakat izi hâla orada ki yarayı unutturmaz sana...
Ve gece oldu. En sevdiğim vakitler. Kendimle başbaşa, dertleşme vakti...