— "Ey Allah'ın Rasulü seni kim yıkasın?"
— "Kendi ailemden bana en yakın olan erkek."
— "Seni hangi bezle kefenleyelim?"
— "İsterseniz bu üzerimdeki elbiseyle ya da Mısır veya Yemen kumaşıyla."
Böyle bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia edenler altınlı mezarlara, şatafatlı türbelere, en kötüsünden mermer bir mezara giriyor. Öldükten sonra tek önemli olan şey iyi amellerdir der, ölmeden önce kul hakkının ve faizin dibine vurur. (Örn: Tarikat şeyhleri ve "ümmet"in kalanı). Kimse çevresi örülmemiş bir toprak yığınının altına girmeye ve üstünde adı dahi yazmayan bir odun parçasıyla gömülmeye razı değil. Boşuna dememiş Marcus Aurelius, "Bir gün hatırlanan da yok olacak hatırlayan da..." diye.
On yıllık Medine dönemi: Heyecan verici yıllar, ayrımcılığı ve karanlığı yok etme çabasıyla geçen yıllar… Putun kırılması ve cahiliyenin yok edilmesi için çalışılan yıllar. Bu yıllar Ebuzer’i, yalnız
Peygamber ve çevresindekiler de elbette bir beşerdi, şaşardı. Lâkin bu kadar şaşkınlık ancak İsrailoğulları'nda görülürdü. İşin ilginç kısmı bizzat Muhammed peygamber ile göz göze gelmiş, sözlerini dinlemiş ve yaşayışını görmüş insanlar dahi bu denli şaşabiliyorsa bizim gibi ardıllara ne kalmış? Bunların tek bir sebebi var, o da Kur'ansızlık. Ne diyelim ölüm bize de uğradığında göreceğiz ne doğru ne değil...
Bu teyze ben değilim ama benimde böyle olduğum doğrudur😹 Hatta ne Dostoyevski'si bizde daha ne babaları var🤭. Edebimizle Kuranımızı okuruz sonra kalan duraklarda da romana kaldığı yerden devam ederiz.
Sanırım bu ayın en sevdiğim tweeti..
İki sayfa İncil, iki sayfa Nietzsche, iki sayfa Kur'an...
Sonra kafalar bir milyon.😅
Tezlerimle, antitezlerimi aynı anda hazırlamaya çalışmam bir hata olabilir mi acaba?🤔