Ebuzer

8,4/10  (17 Oy) · 
61 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.103 gösterim
Çöl ıssız ve sessizdi. Rebeze'de yer gök sanki bu karagünlü iki kahramanı izliyordu. Ölüm yaklaşmıştı. Ebuzer karısına dönüp: "Kalk, şu tepeye çıkalım. Belki yiyecek bir ot buluruz da açlığımızı gideriz."dedi.

Karı koca bir müddet aradılarsa da yiyecek bir şey bulamadılar. Ebuzer zayıf ve baygın düştü. Alnında ölüm terleri birikmişti. Geri döndüler. Fırtına uğuldayarak esiyor, çölün ortasında hurma ağacıyla sallıyordu.

Ebuzer'in dizleri tutmuyordu. Başı göğsünün üzerine düşmüştü. İki kanadı kırılmış bir şahin gibiydi. Karısı, Ebuzer'in yüzünde ölümün izlerini gördü. Ebuzer, vefakarlığından duyduğu memnuniyeti gösteren yorgun ve hasret dolu bakışlarla karısının çehresini süzdü:
(Arka Kapak)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
 13 Şub 09:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

spoiler içerebilir...

Gerçek adı Cündüb bin Cünâde olmasına rağmen İslam dünyasında Ebu Zer olarak bilindi hep, Gifar kabilesinden olup, lakabı Mesih-ül-İslâm’dı. Doğum tarihi hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte, 652 (H. 32) senesinde Rebeze çölünde vefat etti. Kabilesi de diğer kabileler gibi puta tapmasına rağmen, Ebu Zer putları sorguluyordu ve soğuktu putlara karşı, kendisine henüz tebliğ gerçekleşmemesine rağmen İslamla müşerref olmuştu kendiliğinden, İslamı kabul eden 4. Veya 5. Kişi olduğu konusunda rivayetler vardır. Ebu Zer o devirde putları sorgular ve ona taşı fırlatırken bu gün bizler kendimize yeni yeni putlar icat ediyoruz (Ev, araba, makam, para vs.) Açlıktan yiyecek bir şey bulamıyor iken, bu gün bizler yemek beğenmiyor, hatta çöpe atabiliyoruz yiyeceklerimizi, Ebu Zer giyecek kıyafet bulamaz iken, hatta kefen yapacak bir bez bile bulamaz iken bu gün bizlerin evleri kıyafetlerle dolu ve kıyafet beğenmiyoruz. Utandım insanlığımdan, ağladım okur iken kitabı. O Ebu Zer’ ki her zaman ve her yerde Resulün emri ile hayat tarzını belirleyerek ve onun sevgisi ile yanıp tutuştu. Fakir ve düşkünlerin koruyucusu, mütevaziliğin, ahlakın ve takvanın bayraktarıydı. Ne mutlu ona ki ömrünü sorgulayarak ve inancı uğrunda son nefesine kadar sapmadan bu dünyadan ebedi aleme göçtü. Ey Ebu Zer senin davana sahip çıkışına çektiğin acılar şahit, fakirler şahit, senin garipliğine Rebeze nin göz yaşları ile ıslanan çölleri şahit, bizlerde okuyarak şahit olduk, selam olsun Resule, selam olsun sizlere, bizler sizlere layık olamasak ta. Dualarımızı ve gözyaşlarımızı gönderiyoruz sizlere……

Ali şeriatinin roman olarak yazdığı enfes bir kitap. Peygamberimizin hayatına yakından takip eden Ebuzer el Gıffari'nin Peygamberimizin vefatı sonrası takındığı tavrı merkeze alıyor. Özellikle sosyal islam(gelirin hakça bölüşümü), israfa karşı duruşunu, özellikle Hz.Osman dönemi haksızlıklara karşı gelmesi, bunun karşılığında çöllere sürgün edilmesi,orada ölmesi...4 Halife döneminde Hz.Ali'den yana tavır alan, halifeliğin Alinin hakkı olduğunu savuanan Ammar gibi birkaç sahabaden biri. İlginç olan Aliyi savunanların daha alt tabakalardan gelip, islamın zor dönemlerinde müslüman olmuş, acıyı çok çekmiş olanlar olması. ve bu sahabiler ilk gün nasılsa ölümlerine değin çizgilerinden sapmamışlardır. Zaten Şeriati önsüzde tarihin hep güçlüyü zengini eksen alarak yazıldığı,bundan sonra Ebuzer, Ammar gibilerin gözünden yazılan tarihin daha gerçekçi olduğunu belitmesi de kayda değer. 19. ve 20. yy sol-sosyalist hareketlerinin mücadele ettikleri değerlerin bir sahabe tarafından taa o zaman dile getirilmiş olması da ayrıca önemli. İslam tarihini biz sünni bir islam bakışıyla yorumladığımız için kitapta bulunan Hz. Osman ile ilgili sert eleştiriler(Osman Muaviyenin akrabası olması ve Muaviyeyi terfi etmesi) rahatsız edici olabilir.
Peygamberimizin Ebuzer ile ilgili hadisleri, Onu hz. İsaya benzetmesi, yalnız öleceği,yalnız haşrolunacağını, ve ileride çıkacak islam içi kargaşlarada Ebuzer hangi tarfta ise o tarafın haklı taraf olduğunu belirtmesi Ebuzeri daha da önemli kılıyor.Ebuzer doğruları söylediği için iktidarın sevmediği biri olmuş ve hep yalnız kalmıştır. Hatta ölmek üzereyken devletin memurları beni yıkamasın defnetmesin demesi bile iktidar ve güç odaklarına ne kadar mesafeli olduğunu gösteriyor.
Muaviyeye yaptırdığı saray için dediği;- Muaviye! Eğer sen bu sarayı halkın parasıyla yapıyorsan, ihanettir ve eğer kendi paranla yapıyorsan israftır, haramdır! lafı çok cesur bir laf.
"evinde ekmeği olmayan yoksulun eline kılıcı alıp bütün halka karşı ayaklanmamasına şaşarım"
"o kadar bol, çeşitli yemekler yerler ki; bunları hazmedebilmek için ilaç kullanırlar. oysa peygamber(a.s.), dünyadan göçene kadar bir gün bile karnını iki çeşit yemekle doyurmazdı." gibi cümleleri de vardır.
Okuyun okutun...

Mahfuz 
05 Oca 13:29 · Kitabı okudu · 2435 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ebuzer i anlamak doğru anlamak çok önemlidir.. çünkü ilk devrimci ilk sosyalist hak hukuk adalet şiarı ile yaşayan karakterlerden biridir..
bunu hakan albayrak dan dinlerseniz iktidar ın etrafında dolanan iktidarın boşluklarını dolduran bir karakter olarak algılarsınız...
bunu Kur'an dan siyer den okursanız gerçek Ebuzer i tanırsını
Ebuzer i Ali şeriati den okuyun mutlaka

fatih kahramani 
24 Oca 01:15 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşadığımız Çağ'da unuttuğumuz bir yaşam.Zenginlerin sofrasından yüz çevirmiş lakin Saraylarında hala sözleri yankılanan büyük devrimci.
O Ebuzer,Peygamber efendimizin gönlü tok sahabesi,ve Hz. Ali'nin (a.s) sözleriyle rüzgarın yönünü değiştiren habercisi.
Ebuzer,Yoksulların hakkını zenginlerden alan İslam'ın değişmeyen kahramanı

BİLAL YALÇIN 
27 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitaplar ölüleri canlandırmaz; bir budalayı akıllı, bir aptalı zeki yapmaz. Zekayı canlandırır, biler, keskinleştirir ve bilgi açlığını giderir. Ondan sessizlik istediğinde dilsizdir; konuşturmak istersen eğer bir hatip olur. Kitap sayesinde, bir ay içinde, bir uzmanın ağzından bir yaşam boyu öğrenemeyeceğin kadar şey öğrenirsin ve bu yüzden bilgiye borçlanmış olmazsın. Kitap seni iğrenç insanlarla düşüp kalkmaktan ve aptal, anlayışsız insanlarla ilişki kurmaktan kurtarır. Gece gündüz, hem yolculuklarında hem yerleşik bir yaşam sürerken itaat eder sana. Gözden düşersen eğer, kitap sana gene hizmet etmeye devam edebilir. Sana doğru ters rüzgarlar esmeye başlarsa, kitap sırtını dönmez. Öyle bir zaman gelir ki kitap, yazarından üstün olur.

''Hak geldi, batıl yok oldu, zaten batıl yok olmaya mahkumdur.''

Nereden başlayıp övsem, nereden başlayıp yersem diye ikileme düşüren kitap.

Yüksek puanı hak etmesinin sebebi, içten bir roman olması. Roman olarak gerçekten muazzam bir kitap. Tarihi gerçekliklere gelince çok yanlı olduğunu düşünmüyorum. Çoğu yorumda ''Şiiliğini konuşturmuş'' gibi gereksiz laflar gördüm. Yanlı falan değil, gayet açık ve net. Sonunda söylediği şeylerin kaynaklarını yazmış zaten. Şii olduğu için reddedilen sapıklıkla, dinsizlikle suçlanan Ali Şeriati'nin bu kitabı, ayetler ve Peygamber sevgisiyle dolu. Öyle ki Peygamber'in Gıfarlılarla karşılaşma sahnesinde gözlerim dolu dolu oldu. Şeriati, sosyolog olmasından dolayı olsa gerek, ''eşitlik-adalet-kardeşlik'' kavramlarıyla fazla haşır neşir. (Yoksa, Fransız İhtilali?) Proudhon'la Ebuzer'i benzetmiş. Normal geldi bana zira ikisi de mülkiyet hırsızlıktır görüşünde. Ebuzer'in derdi kimsenin malı mülkü değildir elbette, o İslam halkı aç gezerken saraylar yaptıranlara karşıdır. Aklından şüphe ettikleri ise, o saraylara sesi çıkmayanlardır.
''Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.'' Ebuzer baştan sona isyandır. O çölde aç ölürken, bu isyan meyvelerini çoktan vermiştir.

Yerilecek noktaya gelirsek; Safevi'ye karşı acımasız hatta bence kavmiyetçi bir tavrı var Şeriati'nin, bu hoşuma gitmiyor. Ali Şia'sı ve Safevi Şia'sını anlatan kitabını da okuduktan sonra bu konuda net bir fikir yürütebilirim. Ancak İran'da yaşayıp, İran mezhebini değil de Safevi'yi eleştirmek biraz şov gibi Ali abi, yine de sen bilirsin. :)

Kitaptan 33 Alıntı

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Halbuki Peygamber, bu dünyadan karnını iki çeşit yemekle doyurmadan gitti. Hiçbir gün hurma veya ekmeğe doymamıştı. Muhammed'in hanımlarının hiçbir zaman ard arda, üç gün arpa ekmeğine, sabah ve akşam yemeğinde doydukları olmamıştı. Allah'ın Peygamberi' nin ailesinin evinde, aylarca ekmek veya herhangi bir şey pişirmek için, ateş yakılmadığı oluyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İyi dost, yalnızlıktan iyi; yalnızlık da, kötü bir dostla oturmaktan iyidir!...

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ne garip. Siz öteki dünyaya inanırken nasıl oluyor da, bu yalancı dünya için yalan söyleyebiliyorsunuz?!

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

HZ MUHAMMED (SAV) Memleketin mutlak hakimi olmasına rağmen, yoksulların sofrasında horlanan bir köle gibi oturuyor ve arpadan yapılan ekmek yiyordu.
Çıplak bir bineğe biniyor ve genellikle ikinci bir kişiyi de terkisine alıyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

«Hem ölüme inanıp hem de sevinene şaşarım, ateşe inanıp gülebilene şaşarım, kadere inanıp üzüntü acı çekene şaşarım,
bu dünyayı görüp hilelerini kendi kavmi için düşünene şaşarım. Hesap gününe imanı olup da iyi amel etmeyene şaşarım...»

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ben, zarif seramik işlerinin hatemkârlığını seçenlerin yerine,sarp ve yüce dağları, iktidarı yeri göğü inleten azgın fırtınaları,sert ve vahşi çölleri sanatına sermaye edinenleri severim.

Ben, kafeste şakıyan bin bir renkli kanarya veya gül bahçesinde yetiştirilen çiçekler yerine,
yüce dağların mağrur kartalından, uzak ve ıssız çöllerin yabani çiçeklerinden ilham almış olan şiirde aşırı sanat ve heyecan hissederim.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
merve nur 
04 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Bizim başka bir evimiz daha var. Güzel eşyalarımızı önceden oraya gönderiyoruz." Ebuzer...

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 73)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 73)
merve nur 
04 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Mücahidin tek silahı takva, münafığın tek silahı ise iftiradır."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 137)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 137)
merve nur 
04 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" ...yarın hesap vereceğine inandığı halde amel etmeyene şaşarım."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 77)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 77)
merve nur 
04 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" ... Sizce içinizden biri yolculuğa çıkarsa yolda ona lazım olacak erzağı almaz mı?
- Tabii ki alır.
- Kıyamet yolunun yolculuğu düşündüğünüzden daha uzundur. O yolda işinize yarayacak olanı alın.
- işimize yarayacak olan nedir?
- Önemli işlerinizi yapmak için Allah'ın evini ziyarete gelin. Hesap günü için sıcak yakıcı günlerde oruç tutun. Karanlık gecelerdeki kabir korkusu için iki rekat namaz kılın. Büyük gün için hak sözü söyleyin, batıl sözden kaçının. O günün zorluklarından kurtulmak ümidiyle mallarınızdan bağışta bulunun. Dünyayı ikiye ayırın, ilk yarısını helal rızık aramaya, diğer yarısını öteki dünyaya ayırın. Üçüncüsü size zarar verir, fayda vermez; onu bırakın. Servetinizi ikiye ayırın, ilk yarısını ailenizin geçimine harcayın, ikinci yarısını öte dünyanız için gönderin. Üçüncüsü size fayda vermez, zarar verir; onu bırakın."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 153)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 153)
4 /