Ebuzer

8,5/10  (32 Oy) · 
113 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.436 gösterim
Çöl ıssız ve sessizdi. Rebeze'de yer gök sanki bu karagünlü iki kahramanı izliyordu. Ölüm yaklaşmıştı. Ebuzer karısına dönüp: "Kalk, şu tepeye çıkalım. Belki yiyecek bir ot buluruz da açlığımızı gideriz."dedi.

Karı koca bir müddet aradılarsa da yiyecek bir şey bulamadılar. Ebuzer zayıf ve baygın düştü. Alnında ölüm terleri birikmişti. Geri döndüler. Fırtına uğuldayarak esiyor, çölün ortasında hurma ağacıyla sallıyordu.

Ebuzer'in dizleri tutmuyordu. Başı göğsünün üzerine düşmüştü. İki kanadı kırılmış bir şahin gibiydi. Karısı, Ebuzer'in yüzünde ölümün izlerini gördü. Ebuzer, vefakarlığından duyduğu memnuniyeti gösteren yorgun ve hasret dolu bakışlarla karısının çehresini süzdü:
(Arka Kapak)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
 13 Şub 09:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

spoiler içerebilir...

Gerçek adı Cündüb bin Cünâde olmasına rağmen İslam dünyasında Ebu Zer olarak bilindi hep, Gifar kabilesinden olup, lakabı Mesih-ül-İslâm’dı. Doğum tarihi hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte, 652 (H. 32) senesinde Rebeze çölünde vefat etti. Kabilesi de diğer kabileler gibi puta tapmasına rağmen, Ebu Zer putları sorguluyordu ve soğuktu putlara karşı, kendisine henüz tebliğ gerçekleşmemesine rağmen İslamla müşerref olmuştu kendiliğinden, İslamı kabul eden 4. Veya 5. Kişi olduğu konusunda rivayetler vardır. Ebu Zer o devirde putları sorgular ve ona taşı fırlatırken bu gün bizler kendimize yeni yeni putlar icat ediyoruz (Ev, araba, makam, para vs.) Açlıktan yiyecek bir şey bulamıyor iken, bu gün bizler yemek beğenmiyor, hatta çöpe atabiliyoruz yiyeceklerimizi, Ebu Zer giyecek kıyafet bulamaz iken, hatta kefen yapacak bir bez bile bulamaz iken bu gün bizlerin evleri kıyafetlerle dolu ve kıyafet beğenmiyoruz. Utandım insanlığımdan, ağladım okur iken kitabı. O Ebu Zer’ ki her zaman ve her yerde Resulün emri ile hayat tarzını belirleyerek ve onun sevgisi ile yanıp tutuştu. Fakir ve düşkünlerin koruyucusu, mütevaziliğin, ahlakın ve takvanın bayraktarıydı. Ne mutlu ona ki ömrünü sorgulayarak ve inancı uğrunda son nefesine kadar sapmadan bu dünyadan ebedi aleme göçtü. Ey Ebu Zer senin davana sahip çıkışına çektiğin acılar şahit, fakirler şahit, senin garipliğine Rebeze nin göz yaşları ile ıslanan çölleri şahit, bizlerde okuyarak şahit olduk, selam olsun Resule, selam olsun sizlere, bizler sizlere layık olamasak ta. Dualarımızı ve gözyaşlarımızı gönderiyoruz sizlere……

Metin Özdemir 
 24 Tem 21:03 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Peygamberimiz(sav) bir hadislerinde şöyle buyuruyor:
" İnsanlar helak oldu, içlerinden ancak alimler kurtulabildi. Alimler de helak oldu; ancak içlerinden ilmi ile amel eden kimseler kurtuldu. Ve ilmiyle amel edenler de helak oldu; ancak onların içinde de sadece amelini ihlasla yapanlar kurutulabildi." Denilmiştir ki: "Bilmek tek başına yetmiş olsaydı, şeytandan daha iyi kul olmazdı!" Salih bir kul olmak için bilmek yetmez, bilmekle beraber ilim ile amel etmek ve amelde gösterişten riyadan uzak durmak yani salih amel işlemek gerekir.
Hz. Ali diyor ki, Peygamber Efendimizin şöyle dediğini duydum:
" Ahir zamanda öyle düşük çeneli kısa akıllı kimseler türeyecektir ki, söyleyecekleri yararlı iyi sözler gırtlaklarını aşmayacak (kalplerine işlemeyecektir.) Okun av hayvanını delik deşik etmesi gibi bu kimseler de dini delik-deşik edeceklerdir."
Hz. Ömer(ra)' in " İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadığı gibi inanmaya başlarlar." sözü bu kitap için çok uygun düşüyor. Bizler de farkında olarak ya da olmayarak yaşadığımız gibi inanmaya başladık. İbadetlerde gösterdiğimiz gevşeklik, ( Müslüman dediğimiz kendi ülkemizde 2015 verilerine göre düzenli namaz kılma yüzde 18'lerde. Şimdi bilemiyorum ) , faiz çok normalmiş gibi cep telefonundan rahatlıkla ulaşabiliyorsun, şans oyunları, gıybet, iftira, haramlara karşı tutumumuz ve birçok şey sayılabilir. Sorarsak elhamdülillah müslümanım ??? İslam dini sadece sahabelere, Ebu Zer'e inmedi ki. İnşaallah İslamiyetin ilk yayıldığı dönemdeki hassasiyetlere. Herkes nefsinden başlasın. Bu kitabı yaşamak ümidiyle...

Kübra Nur Fettahoğlu 
25 Ağu 21:51 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

O yalnız yaşadı, yalnız öldü.. Ve yalnız haşrolunacaktır.. Bir örnek daha..
Ebûzer'e sorulur;
- Ya Ebûzer! Yalnızlık zor değil mi?
Ebûzer'in cevabı ise şöyle olur;
- İnsanlar daha zor..

Muhammet Çelik 
05 Eyl 08:24 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

Peygamber Efendimize ve Allah'ın birliğine ilk iman eden Sahabelerden olan Ebuzer'in hayatını hikaye tarzında anlatan güzel bir kitap. Kitap içerisinde özellikle mal mülk düşkünlüğünü reddeden Ayetleri, bu düşkünlük içinde yaşayanlara hatırlatan Ebuzer'in çektikleri hikayeleştirilmiştir.

Medine'nin ilk yıllarından beri Allah Resulunun yanında olan Ebuzer şüphesiz doğruları çıkarsız ve hilafsız etrafındakilere söylemiştir.

Umut Mahfuz 
05 Oca 13:29 · Kitabı okudu · 2435 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ebuzer i anlamak doğru anlamak çok önemlidir.. çünkü ilk devrimci ilk sosyalist hak hukuk adalet şiarı ile yaşayan karakterlerden biridir..
bunu hakan albayrak dan dinlerseniz iktidar ın etrafında dolanan iktidarın boşluklarını dolduran bir karakter olarak algılarsınız...
bunu Kur'an dan siyer den okursanız gerçek Ebuzer i tanırsını
Ebuzer i Ali şeriati den okuyun mutlaka

Ali şeriatinin roman olarak yazdığı enfes bir kitap. Peygamberimizin hayatına yakından takip eden Ebuzer el Gıffari'nin Peygamberimizin vefatı sonrası takındığı tavrı merkeze alıyor. Özellikle sosyal islam(gelirin hakça bölüşümü), israfa karşı duruşunu, özellikle Hz.Osman dönemi haksızlıklara karşı gelmesi, bunun karşılığında çöllere sürgün edilmesi,orada ölmesi...4 Halife döneminde Hz.Ali'den yana tavır alan, halifeliğin Alinin hakkı olduğunu savuanan Ammar gibi birkaç sahabaden biri. İlginç olan Aliyi savunanların daha alt tabakalardan gelip, islamın zor dönemlerinde müslüman olmuş, acıyı çok çekmiş olanlar olması. ve bu sahabiler ilk gün nasılsa ölümlerine değin çizgilerinden sapmamışlardır. Zaten Şeriati önsüzde tarihin hep güçlüyü zengini eksen alarak yazıldığı,bundan sonra Ebuzer, Ammar gibilerin gözünden yazılan tarihin daha gerçekçi olduğunu belitmesi de kayda değer. 19. ve 20. yy sol-sosyalist hareketlerinin mücadele ettikleri değerlerin bir sahabe tarafından taa o zaman dile getirilmiş olması da ayrıca önemli. İslam tarihini biz sünni bir islam bakışıyla yorumladığımız için kitapta bulunan Hz. Osman ile ilgili sert eleştiriler(Osman Muaviyenin akrabası olması ve Muaviyeyi terfi etmesi) rahatsız edici olabilir.
Peygamberimizin Ebuzer ile ilgili hadisleri, Onu hz. İsaya benzetmesi, yalnız öleceği,yalnız haşrolunacağını, ve ileride çıkacak islam içi kargaşlarada Ebuzer hangi tarfta ise o tarafın haklı taraf olduğunu belirtmesi Ebuzeri daha da önemli kılıyor.Ebuzer doğruları söylediği için iktidarın sevmediği biri olmuş ve hep yalnız kalmıştır. Hatta ölmek üzereyken devletin memurları beni yıkamasın defnetmesin demesi bile iktidar ve güç odaklarına ne kadar mesafeli olduğunu gösteriyor.
Muaviyeye yaptırdığı saray için dediği;- Muaviye! Eğer sen bu sarayı halkın parasıyla yapıyorsan, ihanettir ve eğer kendi paranla yapıyorsan israftır, haramdır! lafı çok cesur bir laf.
"evinde ekmeği olmayan yoksulun eline kılıcı alıp bütün halka karşı ayaklanmamasına şaşarım"
"o kadar bol, çeşitli yemekler yerler ki; bunları hazmedebilmek için ilaç kullanırlar. oysa peygamber(a.s.), dünyadan göçene kadar bir gün bile karnını iki çeşit yemekle doyurmazdı." gibi cümleleri de vardır.
Okuyun okutun...

Abdullah SAFİDEMİR 
09 Haz 05:08 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
Benim kalemim gururla karışık bir kıvançla bu sayfalar üzerinde geziyor. Çünkü bu hikayede çizdiği kahraman, dans pistinde, izleyicilerini şehvetle coşturmaya çalışan bir dansöz değildir. Bir meyhanenin kokuşmuş havasında ya da bir mangalın yanı başında kaim duman kümelerini tavana doğru üfleyen bir şâir değildir. Pierre Louis'nin kurguladığı oyuncak bebeklerden değildir.
Paris'in kötü şöhretli semtlerinin bodrum katlarında, arka sokaklarda bulunan kabarelerin sadık dostlarından değildir. Hollywood'dan ilham alan kokuşmuş aşkların hikayesi, her birinin altında şehvet foseptiğinin bağlı olduğu mideleri dünyanın her yanından kendisine davet eden Capri Adası'nın şuh ve cilveli güzellerinin macerası değildir.
Her sabah süt banyosunda dinlenen yumuşak tenli, mermer bedenli, kokulu Kremlerin yüzüne yağlı bir ışıltı kattığı, göğüslerinin ve kalçalarının arzulu titreyişi yüzlerce yazara ekmek ve şöhret kazandırmış şuh ve cilveli bir yıldız değildir.
Bu hikayenin kahramanı çölün cesur çocuğudur; elinin darlığı ve sıkıntısına rağmen her zaman ar sahibi olmuş, gökyüzünün bile üzerine merhamet gözyaşı döktüğü mağrur bir çöl çocuğu... Denizlerin kıyısına oturmuş, yüzyıllardır güneşin ateşi altında susuz kalmış, ama gururu yüzünden su içmek için denize baş eğmemiş bir çöl çocuğu...
Güneş yanığı, buğday renkli çehresine çölün sertliği işlemiştir. Kırışık derisi Arabistan güneşinin altında kavrulup kararmış bir deri parçası gibidir. Çölün sıkıntılarının ve zorluklarının biraz büktüğü ince uzun bir boyu vardır. Zayıf ve kemikli göğsünden yiğitlik ve kararlılık akmaktadır. Çölün yakıcı ateşinin kendisi için iki bakış var ettiği aslana benzeyen iki cesur göze sahiptir.
Bu hikaye, bir kabilenin içinden kopup ıssız bir çölde dinen fırtınanın serüvenidir... Gıfârlı bir adamın macerasıdır...

Ali Şeriati

fatih kahramani 
24 Oca 01:15 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşadığımız Çağ'da unuttuğumuz bir yaşam.Zenginlerin sofrasından yüz çevirmiş lakin Saraylarında hala sözleri yankılanan büyük devrimci.
O Ebuzer,Peygamber efendimizin gönlü tok sahabesi,ve Hz. Ali'nin (a.s) sözleriyle rüzgarın yönünü değiştiren habercisi.
Ebuzer,Yoksulların hakkını zenginlerden alan İslam'ın değişmeyen kahramanı

Zeynep 
30 Haz 18:27 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Kitaba yeni başladım. Yazarın betimlemeleri o kadar güzel ki duraklayıp bir cümleyi defalarca okuduğum oluyor.
"Sabah, Ebuzer'e bir ebediyet penceresi açmak için ağarıyor, latif parmak uçlarıyla her şeye dokunuyor, dünyanın kapısına, duvarına ellerini sürüyordu."
Yazarın yer yer basit ve yer yer şairane cümleleri kitaptan alınmak istenen ne varsa okura veriyor ve okuru hayattan bir kesit izlettirir gibi içine alıyor. Bittiğinde etkisinde kalacağımı düşünüyorum.

''Hak geldi, batıl yok oldu, zaten batıl yok olmaya mahkumdur.''

Nereden başlayıp övsem, nereden başlayıp yersem diye ikileme düşüren kitap.

Yüksek puanı hak etmesinin sebebi, içten bir roman olması. Roman olarak gerçekten muazzam bir kitap. Tarihi gerçekliklere gelince çok yanlı olduğunu düşünmüyorum. Çoğu yorumda ''Şiiliğini konuşturmuş'' gibi gereksiz laflar gördüm. Yanlı falan değil, gayet açık ve net. Sonunda söylediği şeylerin kaynaklarını yazmış zaten. Şii olduğu için reddedilen sapıklıkla, dinsizlikle suçlanan Ali Şeriati'nin bu kitabı, ayetler ve Peygamber sevgisiyle dolu. Öyle ki Peygamber'in Gıfarlılarla karşılaşma sahnesinde gözlerim dolu dolu oldu. Şeriati, sosyolog olmasından dolayı olsa gerek, ''eşitlik-adalet-kardeşlik'' kavramlarıyla fazla haşır neşir. (Yoksa, Fransız İhtilali?) Proudhon'la Ebuzer'i benzetmiş. Normal geldi bana zira ikisi de mülkiyet hırsızlıktır görüşünde. Ebuzer'in derdi kimsenin malı mülkü değildir elbette, o İslam halkı aç gezerken saraylar yaptıranlara karşıdır. Aklından şüphe ettikleri ise, o saraylara sesi çıkmayanlardır.
''Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.'' Ebuzer baştan sona isyandır. O çölde aç ölürken, bu isyan meyvelerini çoktan vermiştir.

Yerilecek noktaya gelirsek; Safevi'ye karşı acımasız hatta bence kavmiyetçi bir tavrı var Şeriati'nin, bu hoşuma gitmiyor. Ali Şia'sı ve Safevi Şia'sını anlatan kitabını da okuduktan sonra bu konuda net bir fikir yürütebilirim. Ancak İran'da yaşayıp, İran mezhebini değil de Safevi'yi eleştirmek biraz şov gibi Ali abi, yine de sen bilirsin. :)

2 /

Kitaptan 149 Alıntı

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İyi dost, yalnızlıktan iyi; yalnızlık da, kötü bir dostla oturmaktan iyidir!...

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Halbuki Peygamber, bu dünyadan karnını iki çeşit yemekle doyurmadan gitti. Hiçbir gün hurma veya ekmeğe doymamıştı. Muhammed'in hanımlarının hiçbir zaman ard arda, üç gün arpa ekmeğine, sabah ve akşam yemeğinde doydukları olmamıştı. Allah'ın Peygamberi' nin ailesinin evinde, aylarca ekmek veya herhangi bir şey pişirmek için, ateş yakılmadığı oluyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ne garip. Siz öteki dünyaya inanırken nasıl oluyor da, bu yalancı dünya için yalan söyleyebiliyorsunuz?!

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Metin Özdemir 
24 Tem 09:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

— Ey Allah'ın Resulü, mü'minlerin hangisi müslümanlıkta en üstünüdür?
— İnsanların, elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Metin Özdemir 
24 Tem 09:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

— Ey Allah'ın Resulü, hangi hicret iyidir?
— Günahlardan uzaklaşmak.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati

kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olmazsınız

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 122)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 122)
Afra 
06 May 14:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ebuzer r.a
Benim arkadaşım Muhammed bana; «Ne kadar acı da olsa hakkı söylememi ve kimsenin kınamasından korkmamamı» söylemişti.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

HZ MUHAMMED (SAV) Memleketin mutlak hakimi olmasına rağmen, yoksulların sofrasında horlanan bir köle gibi oturuyor ve arpadan yapılan ekmek yiyordu.
Çıplak bir bineğe biniyor ve genellikle ikinci bir kişiyi de terkisine alıyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati

Dünya sosyalist olmalıdır
Ki yaşanmaya layık olsun
Yağmacılık, haydutluk, aristokratlık
Kaybolsun, mahvolsun, yok olsun!
Biz de bu düşünce tarzını Ebuzer'in bütün hayatında açıkça görüyoruz.

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 20)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 20)
Abdullah SAFİDEMİR 
08 Haz 03:31 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Tevbe Surasi 34
"Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!"

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 25 - Fecr Yayınları 105)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 25 - Fecr Yayınları 105)