Ebuzer

8,5/10  (22 Oy) · 
78 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.179 gösterim
Çöl ıssız ve sessizdi. Rebeze'de yer gök sanki bu karagünlü iki kahramanı izliyordu. Ölüm yaklaşmıştı. Ebuzer karısına dönüp: "Kalk, şu tepeye çıkalım. Belki yiyecek bir ot buluruz da açlığımızı gideriz."dedi.

Karı koca bir müddet aradılarsa da yiyecek bir şey bulamadılar. Ebuzer zayıf ve baygın düştü. Alnında ölüm terleri birikmişti. Geri döndüler. Fırtına uğuldayarak esiyor, çölün ortasında hurma ağacıyla sallıyordu.

Ebuzer'in dizleri tutmuyordu. Başı göğsünün üzerine düşmüştü. İki kanadı kırılmış bir şahin gibiydi. Karısı, Ebuzer'in yüzünde ölümün izlerini gördü. Ebuzer, vefakarlığından duyduğu memnuniyeti gösteren yorgun ve hasret dolu bakışlarla karısının çehresini süzdü:
(Arka Kapak)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
 13 Şub 09:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

spoiler içerebilir...

Gerçek adı Cündüb bin Cünâde olmasına rağmen İslam dünyasında Ebu Zer olarak bilindi hep, Gifar kabilesinden olup, lakabı Mesih-ül-İslâm’dı. Doğum tarihi hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte, 652 (H. 32) senesinde Rebeze çölünde vefat etti. Kabilesi de diğer kabileler gibi puta tapmasına rağmen, Ebu Zer putları sorguluyordu ve soğuktu putlara karşı, kendisine henüz tebliğ gerçekleşmemesine rağmen İslamla müşerref olmuştu kendiliğinden, İslamı kabul eden 4. Veya 5. Kişi olduğu konusunda rivayetler vardır. Ebu Zer o devirde putları sorgular ve ona taşı fırlatırken bu gün bizler kendimize yeni yeni putlar icat ediyoruz (Ev, araba, makam, para vs.) Açlıktan yiyecek bir şey bulamıyor iken, bu gün bizler yemek beğenmiyor, hatta çöpe atabiliyoruz yiyeceklerimizi, Ebu Zer giyecek kıyafet bulamaz iken, hatta kefen yapacak bir bez bile bulamaz iken bu gün bizlerin evleri kıyafetlerle dolu ve kıyafet beğenmiyoruz. Utandım insanlığımdan, ağladım okur iken kitabı. O Ebu Zer’ ki her zaman ve her yerde Resulün emri ile hayat tarzını belirleyerek ve onun sevgisi ile yanıp tutuştu. Fakir ve düşkünlerin koruyucusu, mütevaziliğin, ahlakın ve takvanın bayraktarıydı. Ne mutlu ona ki ömrünü sorgulayarak ve inancı uğrunda son nefesine kadar sapmadan bu dünyadan ebedi aleme göçtü. Ey Ebu Zer senin davana sahip çıkışına çektiğin acılar şahit, fakirler şahit, senin garipliğine Rebeze nin göz yaşları ile ıslanan çölleri şahit, bizlerde okuyarak şahit olduk, selam olsun Resule, selam olsun sizlere, bizler sizlere layık olamasak ta. Dualarımızı ve gözyaşlarımızı gönderiyoruz sizlere……

Umut Mahfuz 
05 Oca 13:29 · Kitabı okudu · 2435 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ebuzer i anlamak doğru anlamak çok önemlidir.. çünkü ilk devrimci ilk sosyalist hak hukuk adalet şiarı ile yaşayan karakterlerden biridir..
bunu hakan albayrak dan dinlerseniz iktidar ın etrafında dolanan iktidarın boşluklarını dolduran bir karakter olarak algılarsınız...
bunu Kur'an dan siyer den okursanız gerçek Ebuzer i tanırsını
Ebuzer i Ali şeriati den okuyun mutlaka

fatih kahramani 
24 Oca 01:15 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşadığımız Çağ'da unuttuğumuz bir yaşam.Zenginlerin sofrasından yüz çevirmiş lakin Saraylarında hala sözleri yankılanan büyük devrimci.
O Ebuzer,Peygamber efendimizin gönlü tok sahabesi,ve Hz. Ali'nin (a.s) sözleriyle rüzgarın yönünü değiştiren habercisi.
Ebuzer,Yoksulların hakkını zenginlerden alan İslam'ın değişmeyen kahramanı

Rûmet 
09 May 00:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Allahü teâlâ, yalnız başına yürüyen, yalnız başına vefât edecek ve yalnız başına haşr olunacak olan Ebû Zer'e/Abûzer'e/Ebû Zerr el Gıfârî'ye rahmet eylesin.” Sadık bir Sahabî... Okumanızı tavsiye ediyorum

BİLAL YALÇIN 
27 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitaplar ölüleri canlandırmaz; bir budalayı akıllı, bir aptalı zeki yapmaz. Zekayı canlandırır, biler, keskinleştirir ve bilgi açlığını giderir. Ondan sessizlik istediğinde dilsizdir; konuşturmak istersen eğer bir hatip olur. Kitap sayesinde, bir ay içinde, bir uzmanın ağzından bir yaşam boyu öğrenemeyeceğin kadar şey öğrenirsin ve bu yüzden bilgiye borçlanmış olmazsın. Kitap seni iğrenç insanlarla düşüp kalkmaktan ve aptal, anlayışsız insanlarla ilişki kurmaktan kurtarır. Gece gündüz, hem yolculuklarında hem yerleşik bir yaşam sürerken itaat eder sana. Gözden düşersen eğer, kitap sana gene hizmet etmeye devam edebilir. Sana doğru ters rüzgarlar esmeye başlarsa, kitap sırtını dönmez. Öyle bir zaman gelir ki kitap, yazarından üstün olur.

''Hak geldi, batıl yok oldu, zaten batıl yok olmaya mahkumdur.''

Nereden başlayıp övsem, nereden başlayıp yersem diye ikileme düşüren kitap.

Yüksek puanı hak etmesinin sebebi, içten bir roman olması. Roman olarak gerçekten muazzam bir kitap. Tarihi gerçekliklere gelince çok yanlı olduğunu düşünmüyorum. Çoğu yorumda ''Şiiliğini konuşturmuş'' gibi gereksiz laflar gördüm. Yanlı falan değil, gayet açık ve net. Sonunda söylediği şeylerin kaynaklarını yazmış zaten. Şii olduğu için reddedilen sapıklıkla, dinsizlikle suçlanan Ali Şeriati'nin bu kitabı, ayetler ve Peygamber sevgisiyle dolu. Öyle ki Peygamber'in Gıfarlılarla karşılaşma sahnesinde gözlerim dolu dolu oldu. Şeriati, sosyolog olmasından dolayı olsa gerek, ''eşitlik-adalet-kardeşlik'' kavramlarıyla fazla haşır neşir. (Yoksa, Fransız İhtilali?) Proudhon'la Ebuzer'i benzetmiş. Normal geldi bana zira ikisi de mülkiyet hırsızlıktır görüşünde. Ebuzer'in derdi kimsenin malı mülkü değildir elbette, o İslam halkı aç gezerken saraylar yaptıranlara karşıdır. Aklından şüphe ettikleri ise, o saraylara sesi çıkmayanlardır.
''Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.'' Ebuzer baştan sona isyandır. O çölde aç ölürken, bu isyan meyvelerini çoktan vermiştir.

Yerilecek noktaya gelirsek; Safevi'ye karşı acımasız hatta bence kavmiyetçi bir tavrı var Şeriati'nin, bu hoşuma gitmiyor. Ali Şia'sı ve Safevi Şia'sını anlatan kitabını da okuduktan sonra bu konuda net bir fikir yürütebilirim. Ancak İran'da yaşayıp, İran mezhebini değil de Safevi'yi eleştirmek biraz şov gibi Ali abi, yine de sen bilirsin. :)

Kitaptan 38 Alıntı

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Halbuki Peygamber, bu dünyadan karnını iki çeşit yemekle doyurmadan gitti. Hiçbir gün hurma veya ekmeğe doymamıştı. Muhammed'in hanımlarının hiçbir zaman ard arda, üç gün arpa ekmeğine, sabah ve akşam yemeğinde doydukları olmamıştı. Allah'ın Peygamberi' nin ailesinin evinde, aylarca ekmek veya herhangi bir şey pişirmek için, ateş yakılmadığı oluyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İyi dost, yalnızlıktan iyi; yalnızlık da, kötü bir dostla oturmaktan iyidir!...

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 09:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ne garip. Siz öteki dünyaya inanırken nasıl oluyor da, bu yalancı dünya için yalan söyleyebiliyorsunuz?!

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

HZ MUHAMMED (SAV) Memleketin mutlak hakimi olmasına rağmen, yoksulların sofrasında horlanan bir köle gibi oturuyor ve arpadan yapılan ekmek yiyordu.
Çıplak bir bineğe biniyor ve genellikle ikinci bir kişiyi de terkisine alıyordu.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

«Hem ölüme inanıp hem de sevinene şaşarım, ateşe inanıp gülebilene şaşarım, kadere inanıp üzüntü acı çekene şaşarım,
bu dünyayı görüp hilelerini kendi kavmi için düşünene şaşarım. Hesap gününe imanı olup da iyi amel etmeyene şaşarım...»

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
13 Şub 08:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ben, zarif seramik işlerinin hatemkârlığını seçenlerin yerine,sarp ve yüce dağları, iktidarı yeri göğü inleten azgın fırtınaları,sert ve vahşi çölleri sanatına sermaye edinenleri severim.

Ben, kafeste şakıyan bin bir renkli kanarya veya gül bahçesinde yetiştirilen çiçekler yerine,
yüce dağların mağrur kartalından, uzak ve ıssız çöllerin yabani çiçeklerinden ilham almış olan şiirde aşırı sanat ve heyecan hissederim.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Afra 
06 May 14:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ebuzer r.a
Benim arkadaşım Muhammed bana; «Ne kadar acı da olsa hakkı söylememi ve kimsenin kınamasından korkmamamı» söylemişti.

Ebuzer, Ali ŞeriatiEbuzer, Ali Şeriati
Şeyma 
20 Mar 20:40 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Peygamber'in yanına gidip: 'Bu sözler, dostlarına ağır geldi. Diyorlar ki peki ne tür bir malı elimizde tutalım?'. Sevgili Peygamber cevap verdi: 'Dua edici bir dil, şükredici bir gönül ve imanda size yardımcı olacak bir eş."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 127 - Fecr Yayınları)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 127 - Fecr Yayınları)
Şeyma 
19 Mar 22:33 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Ey Ebuzer! Tedbir gibi bir akıllılık, sakınma gibi bir züht ve güzel ahlak gibi bir iyi huyluluk yoktur."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 78 - Fecr Yayınları)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 78 - Fecr Yayınları)
Şeyma 
19 Mar 17:55 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Peygamber (s.a.v.), bir ülkenin mutlak yöneticisiydi ama arpa ekmeği yiyordu; fakirlerle birlikte onların sofralarına, hakir kölelerin yaptığı gibi yere oturuyor, eğersiz bineğe biniyor ve çoğu zaman arkasına da birini oturtuyordu."

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 17 - Fecr Yayınları)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 17 - Fecr Yayınları)
4 /