Z

Reklam
Şu başıboş sokak dızoları uyutulsun!
1000Kitap
Ya biz de onlar gibiysek?
II. Dünya Savaşı yıllarında, Pasifik Okyanusu’nun uzak adalarında yaşayan bazı izole yerli topluluklar, ilk kez dış dünyayla ciddi şekilde temas kurdu. Bu temas, Japonya ve Amerika'nın bu bölgeleri askeri üs olarak kullanmasıyla başladı. Amerikan askerleri bu adalara kargo uçaklarıyla geldi; beraberlerinde yiyecekler, teknolojik eşyalar, giysiler, konserve yiyecekler, tıbbi malzemeler ve birçok yabancı ürün getirdiler. Adalardaki yerli halk, bu malların nereden geldiğini ve nasıl ulaştığını anlamıyordu. Onlar için bu kargo uçakları gökten gelen "tanrısal hediyeler" taşıyan mucizevi araçlardı. Çünkü bu mallar hiçbir çalışma yapmadan, sadece Amerikalıların bazı ritüelleri (radyo kullanmak, pistte durmak, bayrak dikmek gibi) yerine getirmesiyle geliyordu. Savaş bittikten sonra Amerikan askerleri adalardan çekildi, kargo uçakları artık gelmiyordu. Ancak bazı yerli halklar, bu “cennet gibi” günleri tekrar yaşamak umuduyla Amerikalıların davranışlarını taklit etmeye başladı. Onlar da uçak pistleri yaptı, ahşaptan kulaklıklar, kuleler, taklit telsizler inşa etti. Bazıları ahşaptan uçak maketleri bile yaptı. Amaç, gökten gelen “kargo”yu tekrar adaya çekebilmekti. Bu davranışlara bilim insanları “Kargo Kültü (Cargo Cult)” adını verdi. Bu, batı teknolojisi ve mallarıyla ilk kez karşılaşan ve onların gelişini mistik ya da tanrısal bir olay olarak yorumlayan toplumların geliştirdiği bir inanç sistemidir. En bilinen kargo kültlerinden biri John Frum kültüdür. Vanuatu adasında yaşayan bir topluluk, 1930’lardan sonra ortaya çıkan “John Frum” adlı gizemli bir figüre inanır. Bu figürün bir gün geri döneceğine ve yine bolca kargo getireceğine inanırlar. Her yıl 15 Şubat’ta John Frum Günü düzenlenir; yerli halk Amerikan asker kıyafetleri giyip Amerikan bayrağı açarak tören yapar.
Din
Madde 34 – (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.)
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Reklam