“Peer Gynt: Bir tek şey soracağım. Ne demek şu “kendin olmak”?
Dökmeci: Tuhaf bir soru, üstelik senin gibi birinin ağzından çıkması...
Peer Gynt: Hadi, yanıtla!
Dökmeci: Kendin olmak demek kendini imhâ etmek demektir.”
youtu.be/h6avqJDRiYY
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çift-namlulu osuruk, gerek duyulduğu durumlarda kullanılabilen bir cep-gökgürültüsüdür. Kusursuz yapısı, şifalı özellikleri hem etkin, hem de geriye dönük etkilere sahiptir. Paha biçilemez bir mal varlığıdır ve antik çağların doğuşundan beri de böyle bilinegelmiştir. Bir Roma atasözünün, 'büyük bir osuruk bir altın eder' demesi bu yüzdendir.
Yaşamımın aşırı hazlarla dolu tüm zevkleri içinde belki de (hatta hiç belkisiz olan) en yoğun, en tahrik edicisi sineklerle örtülü güneşin içinde uzanıp yatmaktır. Buradan yola çıkarak şöyle diyebilirim:
'Üzerime gelmek için acı çekin minik sinekler!'
İnsan soyut resime hayranlık duyan biriyle yüzyüze geldiğinde bu acıklılık sefalete dönüşüyor, ama daha beteri ve daha netamelisi soyut resmin eleştirmeni, yani uzmanı yine de. Bazan iğrenç birşey olur: Tüm eleştirmenler bir şeyin ya çok iyi ya da çok kötü olduğunda birleşirler. O zaman söyledikleri herşeyin yalan olduğundan emin olabilirsiniz.