Hayat, değişik tür ve renklerde aşklardan ibarettir. Topraktan aşk fışkırıyordu. Tomurcuk çiçeklenip meyve olma aşkındaydı. Kaynaktan fışkıran duru su, nehirler ve okyanuslarla birleşme aşkı içindeydi. Tane, başak olma aşkını yaşıyordu. Aşkı yaşamaktı yaşamın şahı.
Bir insanın niyeti bu kuş gibi rengarenk olmalı. Güneşin ilk doğuşunu yücelere tırmananlar görür. Sevgi, sabırla çabanın çocuğudur. Ben kolay sevgilere karşıyım.
Ben yücelere yakın kayalardan kaynayan bakir pınarların sesine tırmanırım. Kolay suları içmem. Kaynağına ineklerin pislediği, göleğinde mandaların yan gelip yattığı, mırıklanmış suları içmem. Ne kadar güzel görünümlü olursa olsun içmem!
Uçurumdan dökülen şelaleyi geriye doğru akması için ikna etmeye kalkışmanın bir yararı yoktu. Bırak ormanın dev çınarı dallarını dört bir yana özgürce dallandırsın. Hangi ceylanın hangi ceylanla çiftleşeceğinden sana ne. Mahlukata özgürlüğü sen mi verdin. Her gövdenin bir kellesi yok mu. Kelleni Murtazalaştırmanın* anlamı ne?
*bireyi sorgulamaz, katı, itaatkâr ve tek tip hâle getirmek