Zana X

Zana X
@Carcella
İnsan~Mirov~Human Ortadoğulu
Tıp fakültesi
Ortadoğu
16 Ocak
327 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Bâtınî hoşgörü-Alevilik felsefesi
Bâtınî hoşgörü, İslam düşünce tarihinde ve tasavvuf geleneğinde, dini metinlerin ve ibadetlerin görünen (zahir) anlamlarından ziyade, onların altındaki gizli (bâtın) ve özsel anlamlara odaklanan bir anlayışın ürünüdür. Bu bakış açısı, katı şekilcilikten uzaklaşarak daha kapsayıcı, esnek ve insan odaklı bir ahlaki duruşu beraberinde getirir. Bâtınî perspektifte hoşgörünün temel dayanaklarını şu başlıklarla özetleyebiliriz: 1. Şekilden Öze Yolculuk (Zahir vs. Bâtın) Bâtınîlikte "kabuk" (zahir) ile "öz" (bâtın) ayrımı esastır. Kuralların ve ritüellerin sadece birer araç olduğuna, asıl amacın "Hakikate" ulaşmak olduğuna inanılır. Bu durum, farklı inanç ve ibadet biçimlerine sahip insanlara karşı bir esneklik sağlar. Çünkü farklı yolların (şeriatların) aslında aynı amaca (hakikate) hizmet ettiği düşünülür. 2. İnsan Merkezli Bakış ve "Enel-Haqq" Bâtınî geleneklerde (özellikle Alevilik-Bektaşilik ve bazı Sufi ekollerde) insanın içinde tanrısal bir öz taşıdığına inanılır. İnsan-ı Kâmil: İnsan, evrenin bir özeti ve Tanrı'nın tecelli ettiği en yüce varlıktır. Bu inanç, "yaratılanı yaratandan ötürü sevme" düsturunu doğurur. Eğer her insanda kutsal bir öz varsa, hiçbir insan inancından, dilinden veya ırkından dolayı dışlanamaz. 3. "72 Millete Bir Nazarla Bakmak" Bâtınî hoşgörünün en somut ifadesi, Yunus Emre gibi düşünürlerin de dile getirdiği üzere, tüm insanlığa aynı gözle bakabilmektir. Bu anlayışa göre: Dinler ve mezhepler arasındaki farklar ikincildir. Önemli olan kişinin kalbi temizliği ve "kâmil insan" olma yolundaki çabasıdır. Bu yaklaşım, evrensel bir hümanizmin erken dönem yansımasıdır. 4. Sembolizm ve Çoğulculuk Bâtınî düşünce, kutsal metinleri yorumlarken sembolizmi kullanır. Tek bir "doğru" yorum yerine, kişinin manevi derecesine göre değişen çok katmanlı
Reklam
Bâtîni-Bâtinîlik
Bâtınî kelimesi, Arapça kökenli "bâtın" (iç, gizli, görünmeyen) kelimesinden türetilmiştir. Sözlük anlamı olarak "içyüzle ilgili, gizli olan" demektir. İslam düşünce tarihinde ve tasavvufta çok derin ve geniş bir karşılığı vardır. Bu kavramı daha iyi anlamak için şu başlıklarla inceleyebiliriz: 1. Temel Kavram: Zâhir ve Bâtın Dengesi Bâtınîlik düşüncesinin temelinde her şeyin bir Zâhir'i (görünen, dış yüzü), bir de Bâtın'ı (gizli, özü) olduğu inancı yatar. Zâhir: Bir şeyin dış görünüşü, kabuğu veya kelimenin ilk akla gelen sözlük anlamıdır. Bâtın: O şeyin altındaki derin anlam, ruh ve hakikattir. 2. Dinî ve Felsefi Yaklaşım Bâtınîlik, kutsal metinlerin (özellikle Kur'an ve hadislerin) sadece yüzeysel anlamlarıyla anlaşılamayacağını savunur. Bu ekole göre ayetlerin bir görünen manası, bir de ancak özel bir bilgiyle (marifet) ulaşılabilecek gizli bir manası vardır. Örnek: İbadetlerin şekli (namaz, oruç vb.) zâhir kabul edilirken; bu ibadetlerin kişinin ruhunda yarattığı değişim ve ifade ettiği evrensel hakikatler bâtın kabul edilir. 3. Tarihsel Bağlam (Bâtınîlik Akımı) Tarihsel bir terim olarak Bâtınîlik, İslam dünyasında özellikle 8. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan ve dini metinleri tevil (yorum) yoluyla mecazi anlamda açıklayan akımların genel adıdır. Bu akımların en bilineni İsmailiyye mezhebidir. Selçuklu döneminde Hasan Sabbah ile özdeşleşen "Alamut Kalesi" merkezli hareket, Bâtınîliğin siyasi ve askeri bir güce dönüştüğü en uç noktadır. 4. Tasavvuftaki Yeri Tasavvufta "Bâtın" kavramı olumsuz bir anlam taşımaz. Aksine, bir sufinin amacı "zâhir"den (şekilden) kurtulup "bâtın"a (hakikate) ulaşmaktır. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Ehl-i Sünnet tasavvufu: Zâhiri (şeriatı) terk etmeden bâtına ulaşmayı savunur. Aşırı Bâtınîlik (Gulat): Bâtınî anlama ulaştıktan
Gizli güzellikleri ancak güzellikler açığa çıkarabilir.
Dizginsiz, doğal, özgür davranış ne şahane bir şeydi.
Baskının yarattığı ürünler, birer silah olarak yine baskıya yönelirler.
Reklam