İntikam…
Kulağa ne kadar sert, ne kadar güçlü geliyor değil mi? Sanki adaletin öbür yüzü gibi. Ama sorulması gereken asıl soru şu:
İntikam almak, gerçekten güçlü olmanın bir göstergesi mi?
Yoksa içimizde büyüyen o bastırılmış acının çaresizce dışa vurumu mu?
Zayıf olan affedemez derler… Ama bazen affetmek, unutmaktan çok daha fazla yakar canı. Peki ya güçlü olan? O intikamını soğuk bir tebessümle mi alır, yoksa hiçbir şey olmamış gibi sırtını dönüp yürür mü?
Belki de gerçek güç, intikamın cazibesine kapılmadan yoluna devam edebilmektir.
Ama…
Bir annenin evladına yapılan haksızlık karşısında hissettiği öfke, bir dostun ihanete uğradığında yaşadığı hayal kırıklığı… Bu duygulara sahip olmak zayıflık mıdır? Yoksa insan olmanın ta kendisi mi?
Bazıları susar, zamanı silah yapar.
Bazıları konuşur, öfkeyi silah yapar.
Ama kimse gerçekten unutmaz.
İntikam alınmadığında bile alınmış gibidir bazen. Çünkü bazen bir başarı, bin tokattan daha acıtır.
Ve bazen sessizliğin içinden fısıldayan intikam, çığlık çığlığa haykıran adaletten daha keskindir.
Peki sence?
İntikam…
Bir kırılganın diz çökerken kurduğu hayal midir?
Yoksa zirvede yalnız kalan bir kralın, gülümseyerek uyguladığı ceza mı?
Karar ver.
Ama dikkat et.
Bazen intikam alırken…
Sen de yavaşça o insana dönüşürsün.