Yaşıyoruz, ama neden burada olduğumuzu soracak kadar cesur muyuz, yoksa sadece nefes almanın gölgesinde mi kayboluyoruz? Her sabah uyanıp aynı gökyüzüne bakarken, içimizdeki o ince sızı, sanki bir şeylerin eksik olduğunu fısıldıyor. Belki de varoluş, bu soruyu sormaktan ibaret;cevap aramaktan değil, o rahatsız edici boşlukla barışmaktan. Gözlerimizi kapattığımızda bile zihnimiz susmuyor, bir anlam kırıntısı peşinde koşturuyor. Peki ya anlam diye bir şey yoksa? Ya sadece bu anın içinde, bu bedenin ağırlığında, bu sessiz çırpınışta varsak? Belki de yaşamak, neyi bilmediğimizi kabul edip yine de yürümeye devam etmektir.