Eğer gülersen, aptal sanılma ihtimalin vardır.
Eğer ağlarsan, zayıf ya da fazla duygusal görünme tehlikesiyle karşılaşırsın.
Birinin elini uzatırsan, reddedilme olasılığını da kabul edersin.
Seversen, karşılık bulamama acısını göze alırsın.
Hayallerini başkalarının önüne koyarsan, küçümsenme riskini taşırsın.
Ve eğer tüm zorluklara rağmen yürümeye devam edersen, başarısız olma ihtimalin hep orada durur.
Ama yine de, risk alınmalıdır.
Çünkü hayattaki en büyük tehlike; hiçbir şey için risk almamaktır.
Hiçbir risk almayan insan, hiçbir şey kazanamaz.
Ne gerçekten yaşar, ne hisseder, ne sever.
Acıdan, utançtan, ıstıraptan kaçabilir belki…
Ama o kaçışla birlikte öğrenme, büyüme ve değişme gücünü de yitirir.
Gerçek özgürlük, korkuların yokluğunda değil;
onlara rağmen adım atabilme cesaretindedir.
Ve sonunda insanı yaşatan şey, güvenli limanlar değil,
kendini rüzgâra bırakma cesaretidir.