Çok onurlu bir duruş. Muhtemelen öyle bir şey yoktu, hepsi uydurmaydı. Küçük insanların dışarıdan kararlılık gibi görünen mecburiyetleri, büyük insanların başarı destanlarına dokunaklı birer süsleme gibi iliştiriliyordu.
Anne babasının bir kez olsun birbirlerine dokunduklarını hatırlamıyordu. Aynı yörüngeye kilitlenmiş ama bir kez bile çarpışmamış iki uzak gezegen gibiydiler.
"Seni üzmeye çalışanlar olursa hep içine bak. Orada ben varım, ağacın var, okuduğun kitaplar var, sen varsın, hayallerin var. İçindeki dünya güzelliklerle dolu. Oraya bakmayı unutma sakın, söz mü?"