Ama nasıl olur da herkes sizi mahkûm eder ya da onaylar ya da hatta alaya alır? onların, sizin başınıza gelen özel durumda o genel ilkeleri sizin gibi tanıyamadıkları, sizin işlediğiniz eylemde kendilerini tanımadıkları açıktır.
Ama vicdan kendi kendine yeten mutlak bir şey midir dersiniz? Eğer yalnız olsaydık, belki de evet. Ama o zaman, dostlarım, vicdan olmazdı. Ne yazık ki, ben varım, siz de varsınız: Ne yazık ki.
DÜŞÜNCELER:
1- Ben, başkaları için, o zamana dek kendi gözümde ol
duğumu sandığım kişi değildim;
2- Yaşadığımı göremiyordum;
3-Yaşadığımı göremediğim için, kendi kendime yabancı
kalıyordum, yani başkalarının her birinin kendince görüp
tanıyabildiği, benimse tanıyamadığım biri;
4-Bu yabancıyı görüp tanıyabilmek için karşıma koymam olanaksızdı; ben kendimi görebiliyordum, onu göremiyordum;
5- Bedenim, dışarıdan baktığımda, benim için düşsel
bir görüntü gibiydi; yaşamayı bilmeyen, biri onu alsın diye orada bekleyen bir şey.
6- Benim onu, şu benim gövdemi, zaman zaman istediğim, duyumsadığım şey olsun diye nasıl alıyorsam, bir başka herhangi biri de kendi usulünce bir gerçeklik vermek için aynı biçimde onu alabilirdi;
7- Sonunda, şu bu gövde, kendi kendisi için öylesine hiçbir şey, öylesine hiç kimseydi ki, en küçük bir hava akımı onu bugün hapşırtabilir, yarın da alıp götürebilirdi.
Öyleyse, hiçbir şey: bu. Az mı buluyorsunuz bunu! İşte, sevgili karım Dida’nın tatmak istediği bir anlık masum zevkin yol açtığı yıkıcı düşüncelerle korkunç sonuçların ilk listesi. Demek istediğim, burnumun sağa doğru çarpık olduğuna dikkat çekmesinin.
Oradaydı, yitik bir köpek gibi, sahipsiz, adsız, birinin Flik, bir başkasının da gönlünce, Flok diyebileceği. Hiçbir şeyi tanımıyordu, kendini de tanımıyordu; Yaşamış olmak için yaşıyordu, yaşamayı bilmiyordu; yüreği çarpıyordu, bunu bilmiyordu; soluk alıyordu, bunu bilmiyordu; gözkapakları kıpırdatıyordu, ama bunun ayrımında değildi.