dünya içinde dünya: üretilmiş, bileştirilmiş, tasarlanmış, kurulmuş dünya; yapmacık, bozmaca, uyarlama, aldatmaca, beyhude dünya; yalnızca, onu tasarlayan insanoğlu için anlam ve değer olan dünya.
Evet, evet, dostum, iyi düşünün: bir dakika önce, bu durum başınıza gelmeden önce, bir başkasıydınız; yalnızca bir başkası değil, yüzlerce başkasıydınız, binlere başkasıydınız. Hem bunun mucizeyle hiçbir ilişiği yok inanın bana. Yarın, bugün olduğunuzu sandığınız kişi olacağınızdan bu denli emin olabilirmişsiniz gibi geliyor mu size, asıl bunu düşünün.
Sevgili dostum, gerçek şu: bunların tümü de saplantı. Bugün kendinizi bir dünyada kurtuluyorsunuz, yarın bir başka dünyada.
Ama ne yazık ki, dostum, bana söylediğinizin bende nasıl dönüştüğünü hiçbir zaman anlayamayacaksınız, ne de ben size iletebileceğim bunu. Arapça konuşmadınız. Siz de ben de aynı dili aynı sözcükleri kullandık. Ama eğer sözcükler kendi başlarına buyruksalar, benim, sizin ne suçunuz var
Öyleyse vicdan neye yarar? kendinizi yalnız duyumsamanıza mı? hayır, tanrı aşkına. yalnızlık korkutur sizi. o zaman ne yaparsınız peki? birçok baş tasarlarsınız. tümü de sizinki gibi olan birçok baş. aslında sizin kendinizin olan birçok baş. belirli bir işaret üzerine sizden görünmez bir iplikten çıkar gibi çıkan bu başlar evet ve hayır derler size, hayır ve evet; nasıl dilerseniz. bu sizi rahatlatır, güvenli kılar.
görkemli bir oyundur bu, size yeten vicdanınızla ilgili bir oyun.